Allah bir sivrisineği veya daha büyüğünü misal olarak vermekten çekinmez. İman edenler, bunun Rablerinden gelen hak/gerçek olduğunu bilirler, ama gerçeği örtbas eden kâfirlerin çoğu: "Allah, bu misalle ne demek istiyor?" diyerek Allah'ın doğru yolundan çıkarlar.

Ey iman edenler! "Râinâ" (bizi güt) demeyin "Unzurnâ" (bizi gözet/bize bak) deyin ve vahyi can kulağıyla dinleyin, unutmayın ki sizinle alay eden kâfirler için çok acı bir azap vardır.

İnsanlardan kimi de vardır ki; Allah'ın peşi sıra bir takım kişileri Allah a denk tutarlar ve onları Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise, Allah sevgisi her şeyin üstündedir. Bir takım kişileri Allah a denk tutanlar azabı görecekleri o zaman, bütün güç ve kuvvetin Allah'a mahsus olduğunu ve Allah'ın da şiddetli azap sahibi olduğunu bilecekler, keşke (bunu dünyadayken) anlayabilselerdi.

Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, O’na şükredin.

Ey İman edenler! Cinayetlerde adil ceza (kısas) size farz kılındı. Hür olana karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas olunur. Her kim bir şekilde kardeşi tarafından bağışlanmışsa, artık bu, makul bir biçimde uygulanmalı ve bağışlayana güzellikle tazminatı ödenmeli. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim aşırı giderse ona elem verici azap vardır.

Ey İman edenler! Sakınıp korunasınız diye oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.

Ey iman edenler! Hepiniz topluca barışa ve huzura girin, şeytanın adımlarını izlemeyin. O sizin apaçık düşmanınızdır.

Kadınları boşadığınız vakit, onlar da bekleme sürelerini bitirince, aralarında doğru bir şekilde anlaştıkları takdirde, kocalarıyla evlenmelerini engellemeyin. İşte, sizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bununla öğüt veriliyor. Bu, sizin için daha nezih ve daha temizdir. Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.

Ey iman edenler, içinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. (Bu durumu) İnkâr ederek kâfir olanlar, işte onlar zalimlerin/yanlışta ısrar edenlerin ta kendileridir.

Ey iman edenler, Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi, başa kakma ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak yağar da onu topraksız kayaya döndürür. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah kâfirler toplumunu amacına ulaştırmaz.

Ey iman edenler, gerek kazandıklarınızın ve gerekse yerden sizin için çıkardıklarımızın temiz olanından infak edin. Gözünüzü kapatmadan almayacağınız, kötü ve işe yaramayan şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övgüye layık olandır.

Ey iman edenler, eğer siz gerçekten inanmış/mümin iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının ve faizden geri kalanı bırakın.

Ey iman edenler, vadeli olarak birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Aranızda bir kâtip doğru olarak yazsın. Kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmayıp yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan korksun da ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer borçlu akli melekeleri yerinde değilse veya zayıf, ya da bizzat kendisi yazdırmaya gücü yetmezse, onun adına velisi dosdoğru yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunmazsa, razı olacağınız şahitlerden bir erkek ve biri unuttuğu zaman diğerinin ona hatırlatması için iki kadın şahit tutun. Şahitler çağrıldıklarında kaçınmasınlar. Küçük olsun, büyük olsun borcu vadesiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu, Allah katında daha adaletli, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için de en isabetli olandır. Ancak aranızda yaptığınız alışverişin peşin bir ticaret olması halinde onu yazmamanızın bir günahı yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Ne yazan ne de şahit zarara uğratılmasın. Eğer bir zarar verirseniz, bu şüphesiz sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah’a karşı sorumlu olun. Allah size öğretmektedir. Allah her şeyi bilendir.

Onlar; zorluklara sabredenler, imanlarında sadık olanlar, gönülden boyun eğenler, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi küfre döndürürler.

Ey iman edenler, Allah’a karşı gelmekten hakkıyla nasıl sakınılması gerekiyorsa öyle sakının ve Müslüman olmadan sakın öleyim demeyin.

Ey iman edenler, sizinle dindaş olmayanı dost ve sırdaş edinmeyin. Zira onlar, size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar. Sizin sıkıntıya düşmenizi arzu ederler. Kinleri/öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri kin ve nefret ise daha da büyüktür. Eğer aklınızı kullanıyorsanız, işte size ayetleri açıkladık.

Ey iman edenler, kat kat artırarak, faize/haksız kazanca bulaşıp yemeyin. Allah’ın bu yasağına uyun ki, kurtuluşa eresiniz.

Ey İman edenler! Eğer Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlere uyarsanız; onlar sizi ökçelerinizin üzerine gerisin geri döndürürler de işte o zaman temelli kaybedenlerden olursunuz.

Ey iman edenler! Sakın ha sefere çıkan veya savaşa katılan akrabaları için “Yanımızda kalsalardı ne ölür ne de öldürülürlerdi” diyen kâfirler/münafıklar gibi olmayın. Allah, bunu onların yüreklerinde derin bir sızı ve yakıp kavuran bir hasrete dönüştürmüştür. Canı veren de Allah’tır alan da. Allah, yaptığınız her şeyi görendir.

Ey iman edenler, Allah yolunda zorluklara karşı direnin/sabredin, bu dirençte birbirinizle dayanışma içinde olun ve düşmana karşı kenetlenin, Allah’a karşı sorumluluğunuzu yerine getirin ki kurtuluşa eresiniz.

Nisa 19    

Ey iman edenler! Kadınlara, zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık bir fuhuş işlemedikçe verdiklerinizin bir kısmını elde etmek için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzel güzel geçinin; onlardan hoşlanmasanız bile, umulur ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah birçok hayır takdir eder.

Nisa 29    

Ey iman edenler! Aranızda karşılıklı anlaşmaya dayalı bir ticaret dışında, haksız ve gayrı meşru yollarla birbirinizin mallarını yemeyin. Böylece kendinizi ekonomik olarak mahvetmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.

Nisa 43    

Ey iman edenler, sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de yolculuk durumu hariç, yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir yer ile teyemmüm edin. Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla mesh edin. Şüphesiz Allah, affeden ve bağışlayandır.

Nisa 59    

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine itaat edin ve sizden olan yetki ve otorite sahiplerine de. Eğer, herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz ve gerçekten de Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, çözüm için Allah’a ve elçisine (Allah’ın elçisi ile tebliğ ettiği Kur’an’a) başvurun. Böylesi hem çok hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.

Nisa 71    

Ey iman edenler! Savaşta tedbirinizi alın ya küçük birlikler halinde ya da topyekûn seferber olun.

Nisa 76    

İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirler de şer odaklarının yolunda savaşırlar. O halde şeytanın evliyaları/dostları ile savaşın. Zira şeytanın hile ve tuzağı zayıftır.

Nisa 94    

Ey iman edenler, Allah yolunda savaş için sefere çıktığınız zaman, karşınıza çıkan yabancı kimselerin durumunu iyi araştırın. Size selam veren/barış teklif eden kimseye, geçici dünya hayatının ganimetini arzulayarak “Sen mümin değilsin!” demeyin. Zira Allah katında pek çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyleydiniz de Allah, size iyilikte bulundu. Öyleyse iyice araştırıp anlayın. Şüphesiz ki Allah, onlara karşı davranışlarınızdan haberdardır.

Nisa 97    

Kendilerine zulmedip yazık edenlere gelince, Melekler onların canlarını alırken: "İmanınız uğruna ne yaptınız?" Onlar da derler ki: “Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimseler idik.” Melekler: "Allah’ın yeryüzü geniş değil miydi? Siz de Allah yolunda hicret etseydiniz ya!" derler. Onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.

Nisa 135    

Ey iman edenler! Kendinizin, ana- babanızın veya akrabanızın aleyhine dahi olsa, Allah için doğru şahitlik yaparak bütün gücünüzle hak ve adaleti ayakta tutmaya gayret edin! İster zengin olsun ister fakir olsun Allah’ın hakkı hepsinden önde gelir. Arzu ve heveslerinize uyarak adaletten sapmayın. Eğer dillerinizi eğip bükerek gerçeği çarpıtırsanız, bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Nisa 136    

Ey iman edenler! Allah'a, onun elçisine ve o elçisine indirdiği kitaba/kuran a ve daha önce indirdiği vahiylere imanınızda sebat ediniz. Kim, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine ve ahiret gününe inanmazsa, muhakkak derin bir sapıklığa düşmüştür.

Nisa 144    

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp, kâfirleri evliya/dost ve müttefik edinmeyin. Allah'a kendi aleyhinizde apaçık delil mi vermek istiyorsunuz?

Maide 1    

Ey iman edenler, sözleşmelerinizin gereğini yerine getirin. Haram oldukları size bildirilecek olanlar dışındaki bütün hayvanlar size helaldir, bununla birlikte kara hayvanlarını ihramlı iken avlanmanız size helal değildir. Allah, dilediği hükmü verir

Maide 2    

Ey iman edenler! Allah'ın dini sembollerine, dokunulmaz kutsal aya, hac kurbanlarına ve gerdanlık takılmış kurbanlık hayvanlara, Rablerinin lütfunu aramak/ticaret yapmak ve onun rızasına ulaşmak için Beyt-i Harama gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi daha önce Mescid-i Haram'a girmenizi engellediği için bir topluma olan öfkeniz, onlara karşı saldırganlığa sebep olmasın. İyilik ve dostluk hususunda yardımlaşın, günah ve düşmanlık hususunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun. Allah'ın cezalandırması çok şiddetlidir.

Maide 6    

Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı, mest edin topuklara kadar ayaklarınızı da. Eğer, cünüp iseniz, baştan ayağa temizlenin. Hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz tuvaletten gelmiş yahut eşlerinizle temasta bulunmuş ve su bulamamış/suya ulaşamamış iseniz temiz bir yer ile teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk çıkarmak istemez. Allah, sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki nimetlerin hakkını verirsiniz.   

Maide 8    

Ey İman edenler! Allah için hak ve adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir topluma olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sevk etmesin, adil olun. Bu, sorumluluk bilincine en uygun davranıştır. Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, tüm yaptıklarınızdan haberdardır.

Maide 11    

Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki şu nimetini bir düşünün, hani bir topluluk sizi ortadan kaldırmaya kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'a karşı gelmekten sakının. Öyleyse müminler, sadece Allah'a dayanıp güvensinler.

Maide 35    

Ey İman edenler! Allah'a karşı sorumlu davranın, O'nun rızasını kazanmaya yarayacak işler yaparak O'na ulaşmaya bir vesile arayın ve O'nun yolunda çaba gösterin ki kurtuluşa eresiniz.

Maide 51    

Ey İman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları evliya/dost ve ortaklar edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost ve ortaklar edinirse, o da onlardandır. Allah, Yahudi ve Hıristiyanları dost ve müttefik edinenleri amaçlarına ulaştırmaz.

Maide 54    

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (1) bilsin ki Allah, onların yerine öyle bir toplum getirir ki; Allah onları sever, onlar da Allah'ı. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu davranırlar, Allah yolunda tüm gayretlerini sarf ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın hak edene verdiği lütfudur. Allah ikramı geniş olandır ve her şeyi bilendir(2).

Maide 57    

Ey iman edenler! Gerek ehli kitaptan ve gerekse bu vahyi inkâr eden kâfirlerden dininizi alaya ve eğlenceye alanları, evliya/dost ve müttefik edinmeyin. Eğer kendi değerlerinize inanıp güveniyorsanız Allah'a karşı sorumlu davranın.

Maide 69    

Bu vahye iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan kim Allah'a, ahiret gününe iman eder ve imanına yaraşır doğru ve güzel işler yaparsa, onlara azap korkusu yoktur ve geçmiş için üzülmeyeceklerdir.

Maide 87    

Ey iman edenler, Allah'ın size helal kıldığı temiz ve güzel şeyleri kendinize haram kılmayın. (Haram ve helal koyarak) Allah'ın koyduğu sınırları çiğnemeyin. Zira Allah, sınırları çiğneyenleri sevmez.

Maide 90    

Ey iman edenler! Sarhoş edici her türlü içki/aklı örten, kumar ve şans oyunları, tapınmak için dikilmiş taşlar, fal ve kehanet aletleri şeytan işi birer pisliktir. Bütün bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

Maide 94    

Ey İman edenler! Allah, görmediği halde kendisinden korkanları açığa çıkarmak için ellerinizle ve mızraklarınızla avlayabileceğiniz yakınlıktaki av hayvanlarıyla, sizi mutlaka sınayacaktır. Artık kim bundan sonra sınırları çiğnerse onun için acıklı bir azap vardır.

Maide 95    

Ey İman edenler! İhramlı iken av hayvanını öldürmeyin. Sizden kim bu yasağı bilerek onu öldürürse, onun cezası, içinizden adil iki kişinin belirlediği evcil hayvanı Kâbe'ye (Harem bölgesine) ulaştırarak kurban etmektir. Ya da buna denk bir miktarda yoksulları doyurmaktır veya buna denk bir (Günlük) oruç tutmaktır ki işlediği günahın cezasını böylece çekmiş olsun. Allah, geçmişte yapılanları affetmiştir. Fakat her kim bir daha bu suçları işlerse Allah ona yaptığının acısını tattırır. Çünkü Allah, güçlüdür ve hak edeni cezalandırandır.

Ey İman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sorup durmayın. Eğer Kur'an inerken onları sorarsanız, onlar size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) Allah, sizi onlardan muaf tutmuştur. Zira Allah, çok bağışlayandır ve hemen cezalandırmayandır.

Ey iman edenler! Her şeyden önce siz, kendi sorumluluklarınızı yerine getirin. Zira siz doğru yoldaysanız, sapıtan kimse size zarar veremez (1). Nihayetinde hepinizin dönüşü Allah'adır. O yapmakta olduklarınızı size bir bir haber verecektir (2).

Ey iman edenler! İçinizden birinin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet esnasında aranızdan dürüst iki kişiyi şahit tutun. Eğer yolculukta iseniz ve ölüm emareleri gelip çattıysa; sizden olmayan iki kişinin şahitliğine başvurun. Şayet onların dürüst davranmayacağından şüphe ederseniz, namazdan sonra onları alıkoyarak onlara şöyle yemin ettirin; "Allah'a andolsun ki akrabanın hatırına bile olsa, yemini hiçbir menfaat karşılığı satmayacağız. Allah'ın bildiğini hiçbir durumda gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz."

Araf 88    

Kavminden büyüklük taslayanlarının ileri gelenleri dediler ki: - Ey Şuayb! Ya seni ve seninle birlikte iman edenleri ülkemizden sürüp çıkarırız, ya da bizim inanç sistemimize geri dönersiniz! Şuayb: - Biz bunu istemesek de mi? dedi ve devam etti: