68. Kalem Suresi / 44.ayet

Bu hadis Kuran karşısında yalana sarılanları bana bırak. Onları farkına varamayacakları yerden yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz.

Bknz: (45/6)(39/71)

Mustafa Çavdar Meali

Kalem 44 ayeti için diğer mealler.

Abdülbaki Gölpınarlı Meali:

Artık sen, bu sözü yalanlayanı bırak bana, biz onları yavaşyavaş, hiç bilmedikleri yerden cehenneme çekerdururuz.

(Kalem 44)

Abdullah-Ahmet Akgün Meali:

Artık bu (Hakk) sözü (ve Kur’an’ın hükmünü) yalan sayanı (ve kendi hevâ ve kuruntularına uyanı) Sen Bana bırak! Ki, Biz onları hiç bilmeyecekleri bir yönden (ve fark etmeyecekleri yöntemlerle) derece derece (adım adım helake ve dalâlete) yaklaştıracağız. *

(Kalem 44)

Abdullah Parlıyan Meali:

Artık Allah'ın kelamı olan Kur'ân'ı yalan sayanı bana bırak, biz onları yavaş yavaş hiç bilmedikleri yerden cehenneme çekip yaklaştırırız.

(Kalem 44)

Adem Uğur Meali:

(Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

(Kalem 44)

Ahmet Hulusi Meali:

(Rasulüm) artık beni ve bu olayı yalanlayanı (başbaşa) bırak! Onları hiç bilmedikleri yönden aşama aşama helaka götüreceğiz!

(Kalem 44)

Ahmet Tekin Meali:

Bu sözü, Kur'ân'ı yalanlayanları bana bırak. Onları bilmedikleri, farkına varmadıkları yerlerden kademe kademe alçaltacağız, azâba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Ahmet Varol Meali

Bu sözü yalanlayanı sen bana bırak. Biz onları bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş (azaba) yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Ali Bulaç Meali:

Artık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Ali Fikri Yavuz Meali:

O halde (Ey Rasûlüm), bu Kur'an'ı yalan sayanları bana bırak, (sen kalbini onlarla meşgul etme. Ben onların hakkından gelirim). Biz, onları, bilemiyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız; (Onlara sıhhat ve bol nimet veririz de, onu haklarında iyi zannederler. Halbuki o kâfirlere verdiğimiz bu mühletin sonu fecidir).

(Kalem 44)

Ali Rıza Sefa Meali:

Artık, bu sözü -hadisi- yalanlayanları, Bana bırak; bilmedikleri bir yerden, yavaş bir biçimde onları yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Ali Ünal Meali:

O halde, bu şerefli Söz’ü (Kur’ân) yalanlayanla Beni başbaşa bırak. Öylelerini bilmedikleri, farkına varmadıkları yerden derece derece helâke sürükleyeceğiz.

(Kalem 44)

Bahaeddin Sağlam Meali:

Artık Beni, bu mesajı inkâr eden ile bırak. (Ben onun hakkından gelirim.) Onlar farkına varmadan, peyderpey onları (azaba) atacağız.

(Kalem 44)

Bayraktar Bayraklı Meali:

Sen, bu Kur'an'ı yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

(Kalem 44)

Bekir Sadak Meali:

Kuran'i yalanlayanlari Bana birak; Biz onlari bilmedikleri yerden yavas yavas azaba yaklastiracagiz.

(Kalem 44)

Besim Atalay Meali:

İşbu sözü yalanlayan kimseyi, sen bana bırak, bilmedikleri yönden, yavaş yavaş onlara azabı yaklaştıracağız

(Kalem 44)

Celal Yıldırım Meali:

Artık bu sözü yalanlayanı bana bırak; biz, onları bilmedikleri cihetten kademe kademe sürükleyip (azaba) yaklaştırırız.

(Kalem 44)

Cemal Külünkoğlu Meali:

(Ey Resulüm!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak! Biz (kendilerine bir takım dünyalıklar versek bile, yaptıkları yüzünden) onları bilemeyecekleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Diyanet İşleri Eski Meali:

Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Diyanet İşleri Yeni Meali:

(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Diyanet Vakfı Meali:

(Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

(Kalem 44)

Edip Yüksel Meali:

Bu hadisi (sözü) yalanlayanla Beni başbaşa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Elmalılı Orjinal Meali:

O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız.

(Kalem 44)

Elmalılı Yeni Meali:

O halde Bana bırak bu sözü yalanlayanları! Biz onları bilmeyecekleri yönden derece derece azap uçurumuna yuvarlarız.

(Kalem 44)

Erhan Aktaş Meali:

O halde bu sözü[1] yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.

1)İlahi mesajı, Kıyamet Günü'nü.

(Kalem 44)

Gültekin Onan Meali:

Artık bu sözü yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Hakkı Yılmaz Meali:

O hâlde bu sözü/Kur’ân'ı yalanlayanları Bana bırak! Biz onları bilmedikleri yerden yakalayacağız.

(Kalem 44)

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Meali: /

Sen, beni ve bu sözü yalanlayanı baş başa bırak. Biz onları hiç bilmedikleri yerden, adım adım (azaba) yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Harun Yıldırım Meali:

Artık beni ve bu sözü yalanlayanları baş başa bırak. Biz onları bilmeyecekleri bir yerden derece derece azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Hasan Basri Çantay:

Artık bu sözü yalan sayanları bana bırak. Biz onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir cihetden, derece derece azaba yaklaşdırıyoruz.

(Kalem 44)

Hayrat Neşriyat Meali:

(Ey Resûlüm!) Artık bu sözü (Kur'ân'ı) yalanlayanları bana bırak! Yakında onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş (azâba) yaklaştıracağız!

(Kalem 44)

Hubeyb Öndeş Meali: /

Artık, beni bırak ve bu sözü/olayı yalanlayan kimseleri de [bırak]. Bilmedikleri yerden kendilerini derece derece [tuzağa] çekeceğiz.¹

(Kalem 44)

Hüseyin Atay Meali:

44-47 Bu sözü yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız. Onlara mühlet veriyorum; doğrusu Benim düzenim sağlamdır. Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Yoksa görünmeyenin bilgisi kendilerinin yanındadır da, onlar mı yazıyorlar?

(Kalem 44)

İbni Kesir Meali:

Bu sözü yalanlayanları Bana bırak. Biz; onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

İlyas Yorulmaz Meali:

Artık onları ve bu sözleri (Kur'an'ı) yalanlayanları bana bırak. Biz onları, bilmedikleri yerlerden yavaş yavaş yakalayacağız.

(Kalem 44)

İskender Ali Mihr Meali:

Artık bu sözü yalanlayan kişileri Bana bırak. Yakında onları bilmedikleri bir yerden tedricen (yavaş yavaş azaba) yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

İsmail Hakkı Baltacıoğlu Meali:

Artık sen Kur'an'ı yalan sayanları Bana bırak. Biz onları hiç sezdirmeden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Kadri Çelik Meali:

Artık bu sözü yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Mahmut Kısa Meali:

O hâlde, ey Müslüman; bu ilâhî kelâmı yalanlayan inkârcılarla Beni baş başa bırak! Sen onlara aldırma, görevini yapmaya bak; o zâlimlerin hakkından bizzat Ben geleceğim! Onları, hiç farkına varamayacakları biçimde adım adım felâkete sürükleyeceğim.

(Kalem 44)

Mehmet Ali Eroğlu Meali:

(Ey Resulum) yalanlayanları bana bırak onların bilmedikleri var. Mahsuben onları bilmedikleri halde yavaş yavaş azaba yaklaşıyorlar.

(Kalem 44)

Mehmet Türk Meali:

Artık şu (Allah’ın) sözünü yalanlayanları sen Bana bırak. Biz onları bilmeyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız.1*

(Kalem 44)

Muhammed Celal Şems Meali:

O halde Beni, bu Kitabı yalanlayanlarla (başbaşa) bırak. Biz, onları hiç bilmedikleri yönlerden ağır ağır yakalayacağız.

(Kalem 44)

Muhammed Esed Meali:

O halde bu haberi yalanlayanları Bana bırak. Onları, ne olup bittiğini fark etmeyecekleri şekilde, yavaş yavaş alçaltacağız;

(Kalem 44)

Mustafa Cemil Kılıç Meali:

Bu sözü yalan sayanları sen bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden ağır ağır azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Mustafa Çavdar Meali:

Bu hadis Kuran karşısında yalana sarılanları bana bırak. Onları farkına varamayacakları yerden yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz.

Bknz: (45/6) - (39/71)

(Kalem 44)

Mustafa Çevik Meali:

44-45 Ey Peygamber! Sen, vahyedilen âyetlerle sınırlarını Allah’ın belirlediği bir nizam ve ahlakı yaşamaya davet edilmelerine rağmen, bundan yüz çevirip, seni yalancı sayanların yaptıkları için üzülme! Onları Bana bırak, Biz onları yavaş yavaş bilmedikleri bir şekilde azaba yaklaştıracağız. Şimdilik akledip doğruya yönelmeleri için kendilerine mühlet veriyoruz, elbette sonunda hiç kimsenin hesaptan kurtulma- sı mümkün değildir.

(Kalem 44)

Mustafa İslamoğlu Meali:

Artık bana bırak bu sözü yalanlayanları; hiç bilmedikleri bir yerden azar azar bitireceğiz onları.

(Kalem 44)

Osman Okur Meali:

(Ey Resûlüm!) Artık bu hadisi (Kur’ân’ı) yalanlayanları bana bırak! Yakında onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş (azâba) yaklaştıracağız!

(Kalem 44)

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

Artık bu kelâmı tekzîp edenleri bana bırak. Onları bilmedikleri bir taraftan derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Ömer Öngüt Meali:

Bu sözü yalan sayanlarla beni başbaşa bırak! Biz onları bilmeyecekleri bir cihetten derece derece azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Ömer Sevinçgül Meali:

Kur’an’ı yalanlayanları sen bana bırak. Biz onları farkına varamayacakları biçimde adım adım azaba yaklaştırıyoruz.

(Kalem 44)

Sadık Türkmen Meali:

Bu sözü yalanlayanları Bana bırak. Biz onları derece derece, bilmedikleri bir yönden azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Seyyid Kutub Meali:

Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Suat Yıldırım Meali:

(44-45) O halde sen bu şerefli sözü, Kur'an'ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavaş yavaş azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veriyorum! Doğrusu Ben'im düzenim, pek sağlamdır.

(Kalem 44)

Süleyman Ateş Meali:

Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Süleymaniye Vakfı Meali:

Bu söz (Kur'an) karşısında yalana sarılanı bana bırak! Onları beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştırırız.

(Kalem 44)

Şeref Aziz Taha ve Kemal Çelik Meali:

Öyleyse bu 'söz'ü yalanlayanları Bana bırak. Çünkü Biz onları, farketmeyecekleri şekilde yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

(Kalem 44)

Şaban Piriş Meali:

Bu sözü yalan sayanları bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden ağır ağır azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Talat Koçyiğit Meali:

(Ey Muhammed!) Şimdi sen, bu sözü yalanlayanları bana bırak. Biz onları, kendilerinin bilmediği bir yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Tefhimul Kuran Meali:

Artık bu sözü yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (günahla yükletip azaba) yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Ümit Şimşek Meali:

Bu sözü yalanlayanı Bana bırak. Onları ummadıkları yönden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.

(Kalem 44)

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Bu sözü yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.

(Kalem 44)