Sana dokunulmaz aylardaki yapılan savaşı soruyorlar, de ki: “O ayda savaşmak büyük suçtur, Allah yolundan çevirmek, O’nu inkâr etmek, Mescid-i Haram’dan insanları engellemek ve oranın ahalisini oradan sürüp çıkarmak Allah katında daha büyük vebaldir. Fitne (İnanca yapılan baskı ve zulüm) ise, öldürmekten daha kötüdür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden dönüp, kâfir olarak ölürse işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gidenlerdir. İşte onlar ateş ehlidir. Orada kalıcıdırlar.”

Maide 97    

Allah, Beyt-ül Haram olan Kâbe'yi, dokunulmaz ayı (Savaşın yasak olduğu aylar) gerdanlıklı ve gerdanlıksız, kurban hayvanlarını dini semboller ve ticari hayatın canlanması için vesile kıldı. İşte bu, Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın her şeyi bilen olduğunu anlamanız içindir.

Tevbe 36    

Allah'ın kitabında/yasasında, onun gökleri ve yeri yarattığı günden beri ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü (savaşın yasak olduğu) haram aylardır. İşte doğru yasa ve takvim budur. O aylarda savaş yaparak kendinize zulmetmeyin! Ama müşrikler size topyekûn savaş açarlarsa sizde onlara karşı topyekûn savaşın. İyi bilin ki Allah, yasaya saygılı davrananlarla beraberdir.

Tevbe 37    

Ayların ve yılların yerleriyle oynamak tam anlamıyla küfürde bir zirvedir. Öyle ki kâfirler Allah'ın haram kıldığı ayların sayısını denk getirmek için onu bir yıl haram bir yıl helal sayıyorlar. Böylece Allah'ın dokunulmaz saydığını ayaklar altına alıyorlar, bu kötü işleri kendilerine güzel görünüyor. Zira Allah kâfirler toplumunu umduklarına ulaştırmaz.