29. Ankebut Suresi / 32.ayet

İbrahim:
– Fakat orada Lut var, dedi.
– Biz, orada kimin olduğunu çok iyi biliyoruz. O’nu ve ailesini kurtaracağız, fakat hanımı hariç. O geride kalıp helak olanlar arasında yer alacak, dediler.

Bknz: (15/57)»(15/77)

Mustafa Çavdar Meali

Ankebut 32 ayeti için diğer mealler.

Abdülbaki Gölpınarlı Meali:

İbrahim, orada Lut da var demişti de onlar, biz daha iyi biliriz demişlerdi, orada kim var; onu ve ailesini kurtaracağız, ancak karısı kurtulmayacak, o, şüphe yok ki orada kalanlardan olacak.

(Ankebut 32)

Abdullah-Ahmet Akgün Meali:

(Hz. İbrahim) Dedi ki: “Ama onun içinde Lut da vardır.” (Bu masum insanların durumu ne olacaktır? Melekler) Dediler ki: “Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O (karısı ise) arkada kalacak olanlardan birisidir.”

(Ankebut 32)

Abdullah Parlıyan Meali:

Fakat İbrahim: “Ama Lût da onlar arasında yaşıyor!” diye haykırdığı zaman, melekler şu cevabı verdiler: “Kimin orada olduğunu biz daha iyi biliyoruz. O'nu ve karısı dışındaki, bütün aile afradını kesinlikle kurtaracağız. Karısı ise, geride bırakılanlar arasında yer alıp, helak edilenlerden olacaktır.”

(Ankebut 32)

Adem Uğur Meali:

(İbrahim) dedi ki: Ama orada Lût var! Şöyle cevap verdiler: Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesna; o, (azapta) kalacaklar arasındadır.

(Ankebut 32)

Ahmet Hulusi Meali:

(İbrahim) dedi ki: "Muhakkak ki orada Lut var?" Dediler ki: "Orada kim olduğunu biliriz... Mutlaka Onu ve Onun ailesini kurtaracağız... Karısı hariç; o geride kalanlardan oldu. "

(Ankebut 32)

Ahmet Tekin Meali:

İbrâhim: “Orada Lût da var” dedi. Melekler: “Biz orada kimlerin olduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini, mü'minleri elbette kurtaracağız. Yalnız karısı, geride kalanlar, cezaya çarptırılanlar arasında olacak.” dediler.

(Ankebut 32)

Ahmet Varol Meali

(İbrahim): "Orada Lut var" dedi. (Elçiler): "Orada kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Onu ve karısı dışında ailesini kurtaracağız. O ise geride kalacaklardandır" dediler.

(Ankebut 32)

Ali Bulaç Meali:

Dedi ki: "Onun içinde Lut da vardır." Dediler ki: "Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır."

(Ankebut 32)

Ali Fikri Yavuz Meali:

İbrahîm dedi ki, onların içinde (zalim olmıyan) Lût da var. Onlar: “- Biz orada kimin bulunduğunu çok iyi biliriz. Hem onu, hem ailesini kurtaracağız, ancak karısı müstesna; o azab içinde kalanlardan oldu” dediler.

(Ankebut 32)

Ali Rıza Sefa Meali:

Dedi ki: "Lut da orada!" Şöyle dediler: "Orada kimin olduğunu biz biliyoruz. Onu ve ailesini kesinlikle kurtaracağız; karısı dışında!" "O, geride kalanlar arasında olacak!"

(Ankebut 32)

Ali Ünal Meali:

İbrahim, “Ama Lût da orada!” dedi. “Biz orada kim var kim yok daha iyi biliyoruz. O’nu ve ailesini elbette kurtaracağız, fakat hanımı hariç. Onun geride, helâk olacaklar içinde kalmasına hükmedilmiş bulunuyor.”

(Ankebut 32)

Bahaeddin Sağlam Meali:

İbrahim: “Fakat orada Lut vardır” dedi. Onlar: “Biz orada kimin olduğunu daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini kurtaracağız. Yalnız hanımı, (azaba uğrayacak olanların içinde) kalacaklardandır.” dediler.

(Ankebut 32)

Bayraktar Bayraklı Meali:

İbrahim dedi ki: "Ama orada Lut var!" Şöyle cevap verdiler: "Biz, orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnızca karısı müstesna; o, azapta kalacaklar arasındadır."

(Ankebut 32)

Bekir Sadak Meali:

Ibrahim: «Ama Lut oradadir» dedi, elciler: «Biz orada olanlari daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karisi disinda ailesini kurtaracagiz» dediler.

(Ankebut 32)

Besim Atalay Meali:

İbrahim dedi ki: «Orda Lût vardır», elçiler de dediler ki: «Orda kim varsa, biz onları iyi biliyoruz, biz onu da, öbür kimselerle birlik olan karısından başka, ailesini de herhalde kurtarırız»

(Ankebut 32)

Celal Yıldırım Meali:

(Bunun üzerine) İbrâhim, «o kasabada Lût bulunuyor» dedi. Elçiler, «biz kasabada olanları çok iyi biliyoruz; karısı dışında Lût'u da aile efradını da mutlaka kurtaracağız. Karısına gelince, o, geride kalan (sapıklardan biridir» diye cevap verdiler.

(Ankebut 32)

Cemal Külünkoğlu Meali:

İbrahim: “Ama orada Lût var” deyince, elçiler şöyle dediler: “Biz orada kimlerin olduğunu herkesten iyi biliyoruz. Lut'u ve yakınlarını (Allah'ın emriyle) kurtaracağız. Yalnız karısı orada kalarak azaba çarpılanlardan olacaktır.”

(Ankebut 32)

Diyanet İşleri Eski Meali:

İbrahim: "Ama Lut oradadır" dedi, elçiler: "Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında ailesini kurtaracağız" dediler.

(Ankebut 32)

Diyanet İşleri Yeni Meali:

İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."

(Ankebut 32)

Diyanet Vakfı Meali:

(İbrahim) dedi ki: Ama orada Lût var! Şöyle cevap verdiler: Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesna; o, (azapta) kalacaklar arasındadır.

(Ankebut 32)

Edip Yüksel Meali:

Dedi ki, 'Ama orada Lut var.' Onlar da, 'Orada kimlerin bulunduğunu iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız, fakat karısı hariç; o geride kalacaklardandır,'dediler.

(Ankebut 32)

Elmalılı Orjinal Meali:

"Onda Lut var a" dedi, biz dediler: onda kim var idiğini pek ala biliriz, her halde onu ve ehlini kurtaracağız, ancak karısı ötekilerden oldu

(Ankebut 32)

Elmalılı Yeni Meali:

İbrahim: "Orada Lut var ama!" dedi. Onlar: "Biz, orada kimin bulunduğunu pekala biliriz. Muhakkak onu ve ailesini kurtaracağız; ancak karısı ötekilerden oldu." dediler.

(Ankebut 32)

Erhan Aktaş Meali:

İbrahim: "Fakat orada Lut var!" dedi. "Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliriz. Geride kalanlarla beraber olacak olan karısı hariç, onu ve ailesini[1] mutlaka kurtaracağız." dediler.

1)Ona inananları.

(Ankebut 32)

Gültekin Onan Meali:

Dedi ki: "Onun içinde Lut da vardır." Dediler ki: "Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ehlini (ailesini) muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır."

(Ankebut 32)

Hakkı Yılmaz Meali:

İbrâhîm: “Şüphesiz orada Lût var!” dedi. Onlar: “Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve geride kalanlardan biri olan karısı dışındaki ailesini elbette kurtaracağız” dediler.

(Ankebut 32)

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Meali: /

Demişti ki: “O (beldenin) içinde Lut da var!” Demişlerdi ki: “Biz orada kimin olduğunu çok iyi biliyoruz. Karısı hariç, onu ve ailesini mutlaka kurtaracağız. (Karısı) geride kalacaklardandır.”

(Ankebut 32)

Harun Yıldırım Meali:

Dedi ki: “Onun içinde Lût da vardır.” Dediler ki: “Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O, geride kalacaklardandır.”

(Ankebut 32)

Hasan Basri Çantay:

(İbrahim) "Onların içinde, dedi, Luut da var". Dediler ki: "Biz orada kimin bulunduğunu çok iyi bileniz. Onu da, ehlini de muhakkak kurtaracağız. Yalınız geride (azabda) kalacaklardan olan karısı müstesna".

(Ankebut 32)

Hayrat Neşriyat Meali:

(İbrâhîm:) “Ama orada Lût var!” dedi. (Onlar:) “Biz orada kimin bulunduğunu daha iyi bilenleriz; onu ve âilesini mutlaka kurtaracağız; ancak karısı hâriç; (o, inkârı sebebiyle) geride kalacak (helâk edilecek) olanlardandır” dediler.

(Ankebut 32)

Hubeyb Öndeş Meali: /

[İbrahim] "Gerçekten onun [kentin] içinde Lut var" dedi. [Elçilerimiz] "Onun [kentin] içinde bulunan kimseyi biz daha iyi biliriz. Onu ve ailesini mutlaka ama mutlaka kurtaracağız. Ancak, (azapta) kalanlardan olmuş hanımı hariç [onu kurtarmayacağız]. " dediler.

(Ankebut 32)

Hüseyin Atay Meali:

"Doğrusu Lut oradadır" dedi. "Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında, ailesini kurtaracağız" dediler.

(Ankebut 32)

İbni Kesir Meali:

Ama Lut oradadır, dedi. Elçiler de: Biz, orada olanları daha iyi biliyoruz. Onu ve geride kalanlardan karısı dışında ailesini kurtaracağız, dediler.

(Ankebut 32)

İlyas Yorulmaz Meali:

İbrahim “Onların içinde Lut var” dedi. Melekler “Biz orada kimlerin olduğunu biliyoruz. Lut'u ve ona inanan ehlini kurtaracağız, yalnızca karısı hariç. Çünkü karısı helak edilenlerden olacak” dediler.

(Ankebut 32)

İskender Ali Mihr Meali:

(İbrâhîm A.S): "Orada Lut (A.S) var." dedi. (Resûller): "Orada kim var, biz daha iyi biliriz. O’nu ve O’nun hanımı hariç, ailesini mutlaka kurtaracağız. (O’nun hanımı) geride kalanlardan olacak." dediler.

(Ankebut 32)

İsmail Hakkı Baltacıoğlu Meali:

İbrahim elçilerimize dedi: «Onların arasında Lût da var!» Dediler: «Biz onların arasında kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu da, ondan olanları da, ne olursa olsun, kurtaracağız. Yalnız karısını değil.»

(Ankebut 32)

Kadri Çelik Meali:

(İbrahim) Dedi ki: “Onun (kavminin) içinde Lut da vardır.” Elçiler, “Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi bilmekteyiz. Kendi karısı dışında, onu da ailesini de muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır” dediler.

(Ankebut 32)

Mahmut Kısa Meali:

Bunun üzerine İbrahim, “Ama orada Lut da var!” dedi. Melekler, “Orada kimlerin olduğunu biz çok iyi biliyoruz! Korkma, onu ve ailesini kurtaracağız; sadece karısı kurtulamayacak. Çünkü o, Lut’u izlemek yerine kâfirlerle birlikte kalmayı tercih ederek geride kalanlardan olacak!” dediler.

(Ankebut 32)

Mehmet Ali Eroğlu Meali:

Nitekim İbrahim: "Onun içinde Lut da var" dedi. Melekler: "Onda kim var, biz biliriz" dediler. Kendi karısı dışında onu ve ailesin kurtaracağız. Karısı ise arkada kalacak olanlardandır.

(Ankebut 32)

Mehmet Türk Meali:

(İbrahim): “Ama orada Lût da var.” deyince (melekler): “Orada kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, arkada kalacaklardan olan karısı1 dışında, onu ve ailesini kesinlikle kurtaracağız.” dediler.*

(Ankebut 32)

Muhammed Celal Şems Meali:

(İbrahim,) “Ancak orada Lût (da) var,” dedi. Onlar, “Biz orada kimin bulunduğunu daha iyi biliriz. Biz karısı hariç, onu ve ailesini mutlaka kurtaracağız. (Karısı ise) geride kalanlardan olacak,” dediler.

(Ankebut 32)

Muhammed Esed Meali:

(Fakat İbrahim) "Ama Lut da onlar arasında yaşıyor!" diye haykırdı(ğı zaman) şu cevabı verdiler: "Kimin orada olduğunu iyi biliyoruz; o'nu ve karısı dışındaki bütün aile efradını kesinlikle koruyacağız: karısı ise geride bırakılanlar arasında yer alacak."

(Ankebut 32)

Mustafa Cemil Kılıç Meali:

İbrahim; "Orada Lut da var!" dedi. "Orada kimin olduğunu biz çok iyi biliyoruz," dediler. "Onu ve ailesini kurtaracağız. Fakat karısını kurtarmayacağız; o geride kalanlardan olacak."

(Ankebut 32)

Mustafa Çavdar Meali:

İbrahim: – Fakat orada Lut var, dedi. – Biz, orada kimin olduğunu çok iyi biliyoruz. O’nu ve ailesini kurtaracağız, fakat hanımı hariç. O geride kalıp helak olanlar arasında yer alacak, dediler.

Bknz: (15/57)»(15/77)

(Ankebut 32)

Mustafa Çevik Meali:

31-35 Bir süre sonra elçi meleklerimiz İbrahim’e gelerek hem bir oğlunun olacağının müjdesini hem de içinde Lût’un bulunduğu kavmi helak edeceklerinin haberini verdiler. Bunun üzerine İbrahim telaşla, “Ama orada Lût da var.” dedi. Melekler de ona, “Orada kimin olduğunu elbette biz biliyoruz. Lût’u ve onun iman ailesinden olanları aralarından çıkarıp kurtaracağız fakat Lût’un karısı hariç. O, helak olmak üzere geride kalanların arasında olacak, çünkü o da müşriklerdendi.” dediler. Melekler İbrahim’in yanından ayrılıp Lût’un yaşadığı yere gelerek, Lût’un evine misafir oldular. Onların kim olduklarını bilmeyen Lût, kavminin onlara zarar vereceğini düşünerek endişeye kapılıp, gönlü daraldı. Çaresizlik içinde eli ayağı birbirine dolaştı. Onun bu halini gören melekler, ona: “Korkma, bizim için de endişelenme. Biz seni ve senin iman ailenden olanları bu müşrik, kâfir, ahlaken tefessüh etmiş toplumun içinden çıkarıp kurtaracağız, ancak karın hariç, o da azapla helak edilenlerden olacak. Biz onların üzerine taş yağdırarak azap indireceğiz.” diyerek kendilerini tanıtıp, görevlerini açıkladılar. Ardından da o kavmi hak ettiği azapla helak ettik ve onlardan geriye aklını kullananlar için ibret alınacak nişaneler bıraktık.

(Ankebut 32)

Mustafa İslamoğlu Meali:

(İbrahim): "Peki ama" dedi, "Lut da onların içinde yaşıyor!" (Elçiler): "Biz" dediler, "onların arasında kimlerin yaşadığını çok iyi biliyoruz; sonuçta onu ve (iman) ailesini mutlaka kurtaracağız; ne ki onun karısı hariç: zaten o kadın, döküntülerden biri olmalıydı."

(Ankebut 32)

Osman Okur Meali:

(İbrahim:) "Ama Lut oradadır" dedi, elçiler: "Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında ailesini kurtaracağız" dediler.

(Ankebut 32)

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

Dedi ki: «Orada muhakkak ki, Lût vardır. Dediler ki: «Biz orada kim olduğunu daha iyi biliriz. Elbette O'nu ve ehlini kurtaracağız, karısı müstesna. O geride kalanlardan oldu.»

(Ankebut 32)

Ömer Öngüt Meali:

(İbrahim): “Amma orada Lut var!” dedi. Şöyle cevap verdiler: “Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve âilesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesnâ. O, (azapta) kalacaklar arasındadır.

(Ankebut 32)

Ömer Sevinçgül Meali:

‘İbrahim kaygılandı.’ “Lût da orada yaşıyor!” dedi. Elçiler de, “Biz orada olanı daha iyi biliyoruz. Lût’u ve ‘ona inanan’ yakınlarını kurtaracağız. Sadece karısı geride kalacak. Çünkü, o öbürlerine katıldı” dediler.

(Ankebut 32)

Sadık Türkmen Meali:

(fakat ibrahim) dedi ki: “Orada Lût da var ama!” (diyerek endişelendi). Dediler ki: “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Elbette onu ve ailesini (ona inananları) kurtaracağız. Ancak onun hanımı hariç! Çünkü o, geride/azapta kalacaklardan oldu.”

(Ankebut 32)

Seyyid Kutub Meali:

İbrahim «Ama orada Lût var» deyince, elçiler şöyle dediler: «Biz orada kimlerin olduğunu herkesten iyi biliyoruz. Lût'u ve yakınlarını kurtaracağız. Yalnız eşi orada kalarak azaba çarpılanlardan olacaktır.»

(Ankebut 32)

Suat Yıldırım Meali:

İbrahim: "Ama Lut da orada!" deyince onlar şöyle cevap verdiler: "Orada bulunanları biz pek iyi biliyoruz. Onu ve yakınlarını kurtaracağız, yalnız eşi geride kalıp helak edilenler arasında olacak."

(Ankebut 32)

Süleyman Ateş Meali:

(İbrahim) dedi: "Ama orada Lut var?" Dediler: "Biz orada kimin bulunduğunu daha iyi biliriz. Onu ve ailesini kurtaracağız. Yalnız karısı (azabda) kalacaklardandır."

(Ankebut 32)

Süleymaniye Vakfı Meali:

"Orada Lut da var!" dedi, İbrahim. "Orada kimin olduğunu iyi biliyoruz. Onu, ailesi ile birlikte kurtaracağız; diğerleri gibi küller altında kalacak olan sadece karısıdır." dediler

(Ankebut 32)

Şeref Aziz Taha ve Kemal Çelik Meali:

İbrahim: "Ama Lût da orada" dedi. Onlar: "Biz orada kimin olduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız. Ancak karısı geride kalarak yok olacak" dediler.

(Ankebut 32)

Şaban Piriş Meali:

İbrahim: -Fakat orada Lut var, dedi. -Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız, karısı hariç. O geride kalanlardandır dediler.

(Ankebut 32)

Talat Koçyiğit Meali:

İbrahim de şöyle demişti: "Fakat orada Lût vardır". Elçiler ise, demişlerdi ki: "Orada kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Azâbta kalacak olan Lût'un karısı dışında, onu ve ailesini elbette kurtaracağız".

(Ankebut 32)

Tefhimul Kuran Meali:

Dedi ki: «Onun içinde Lût da vardır.» Dediler ki: «Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi bilmekteyiz. Kendi karısı dışında, onu da, ailesini de muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır.»

(Ankebut 32)

Ümit Şimşek Meali:

İbrahim “Orada Lût da var” dedi. “Orada kimin olduğunu biz çok iyi biliyoruz,” dediler. “Onu ve ailesini kurtaracağız. Ancak karısı müstesna; o geride kalanlardan olacak.”

(Ankebut 32)

Yaşar Nuri Öztürk Meali

İbrahim dedi: "Ama orada Lut var." Dediler: "Orada kim olduğunu biz daha iyi biliyoruz. Elbette ki onu ve ailesini kurtaracağız. Karısı hariç. O, geride kalanlardan olacak."

(Ankebut 32)

Rashad Khalifa Meali:

He said, "But Lot is living there." They said, "We are fully aware of everyone who lives in it. We will of course save him and his family, except his wife; she is doomed."

(Ankebut 32)