41. Fussilet Suresi / 16.ayet

Sonunda biz de, o uğursuz günlerde onların üzerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Böylece onlara dünya hayatında alçaltıcı azabı tattırdık. Ahiretteki azapları ise çok daha alçaltıcı olacak ve hiçbir kimseden yardım da göremeyecekler.

Bknz: (46/21)»(46/25)

Mustafa Çavdar Meali

Fussilet 16 ayeti için diğer mealler.

Abdülbaki Gölpınarlı Meali:

Derken onlara, dünya yaşayışında, aşağılık azabını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırgadır, yolladık ve elbette ahiret azabı, daha da aşağılatıcıdır ve onlar, bir yardım da görmezler.*

(Fussilet 16)

Abdullah-Ahmet Akgün Meali:

Bunun üzerine Biz de perişanlık azabını dünya hayatında kendilerine tattıralım diye, uğursuz günlerde üzerlerine (kulakları patlatan ve vücutları kavuran) çok gürültülü bir kasırga yollamış (ve dünyalarını başlarına yıkmış) tık. Elbette ahiret azabı, daha da acıdır ve zelil kılıcıdır. Onlara (umdukları yerlerden) yardım da olunmamıştı.

(Fussilet 16)

Abdullah Parlıyan Meali:

Derken onlara dünya hayatında aşağılık azabını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırga yolladık. Onların öteki dünyadaki azapları ise, daha da aşağılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar.

(Fussilet 16)

Adem Uğur Meali:

Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Ahmet Hulusi Meali:

Bu yüzden, dünya hayatında onlara rezillik - zillet azabını tattıralım diye, o bahtsız günler içinde, onların üzerine dondurucu bir rüzgar irsal ettik! Sonsuz gelecek yaşamının azabı elbette daha rezil - rüsva edicidir... Onlar yardımcı da bulamazlar!

(Fussilet 16)

Ahmet Tekin Meali:

Bundan dolayı, biz de, onlara, dünya hayatında, rezillik, rüsvaylık cezasını tattırmak için, helâk edilecekleri o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgâr estirdik. Elbette âhiret, ebedî yurt azâbı daha rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmeyecek.*

(Fussilet 16)

Ahmet Varol Meali

Biz de onlara, dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da aşağılayıcıdır. Onlar yardım da görmezler.

(Fussilet 16)

Ali Bulaç Meali:

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Ali Fikri Yavuz Meali:

Biz de, perişanlık azabını dünya hayatında kendilerine taddıralım diye, uğursuz günlerde üzerlerine kavurucu bir rüzgâr (kasırga) gönderdik. Elbette ahiret azabı (dünyadakinden) daha şiddetlidir, daha perişan düşürücüdür. Hem de onlar, (Allah'ın azabından) kurtarılmıyacaklardır.

(Fussilet 16)

Ali Rıza Sefa Meali:

Sonunda, dünya yaşamında aşağılayıcı cezayı tattırmak için, o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgarı, onların üzerine gönderdik. Sonsuz yaşam cezası ise kesinlikle daha aşağılayıcıdır. Onlara yardım da edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Ali Ünal Meali:

Neticede üzerlerine o felâket günlerinde şiddetli bir kasırga gönderdik ve böylece onlara dünya hayatında rüsvaylık azabını tattırdık. Âhiret azabı ise çok daha rüsvay edicidir. Orada asla bir yardım da görmezler.

(Fussilet 16)

Bahaeddin Sağlam Meali:

Bunun üzerine uğursuz günlerde fırtınalı, soğuğuyla yakıcı bir rüzgârı onların üzerine gönderdik ki dünya hayatında zillet ve alçaklık azabını çeksinler. Ahiret azabı ise daha alçaltıcıdır. Ve onlara (orada) yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Bayraktar Bayraklı Meali:

Bundan dolayı biz de, onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok perişan edicidir. Onlara hiç yardım da edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Bekir Sadak Meali:

Rezillik azabini onlara dunya hayatinda tattirmak icin ugursuz gunlerde uzerlerine dondurucu bir kasirga gonderdik. Ahiret azabi ise daha cok alcalticidir ve onlar yardim da gormezler.

(Fussilet 16)

Besim Atalay Meali:

Dünya dirliğinde horluk azabını onlara tattırmakçin —uğursuz günlerde— üzerlerine, boğanaklı yel gönderdik, ahretin azabı daha çok horlayıcı, yardım olunmazlar da

(Fussilet 16)

Celal Yıldırım Meali:

Bu yüzden üzerlerine o uğursuz günlerde bir kasırga gönderdik, bunu Dünya hayatında onlara rezillik rüsvaylık azabını tattırmak için yaptık. Âhiret azabı ise daha rüsvay edicidir ve onlar yardım da göremezler.

(Fussilet 16)

Cemal Külünkoğlu Meali:

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Diyanet İşleri Eski Meali:

Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.

(Fussilet 16)

Diyanet İşleri Yeni Meali:

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Diyanet Vakfı Meali:

Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez.  *

(Fussilet 16)

Edip Yüksel Meali:

Nihayet, onlara dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine sert bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha aşağılayıcıdır ve onlar yardım görmezler.

(Fussilet 16)

Elmalılı Orjinal Meali:

Biz de kendilerine Dünya hayatta zillet azabını tattırmak için nuhusetli günlerde üzerlerine bir sarar rüzgarı salıverdik ve elbette Ahıret azabı daha zilletlidir, hem de onlar kurtarılamıyacaklardır

(Fussilet 16)

Elmalılı Yeni Meali:

Biz de kendilerine dünya hayatında zillet azabını tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine sarsar rüzgarı (dondurucu veya çok gürültülü bir kasırga) gönderdik. Elbette ki, ahiret azabı daha zahmetlidir; hem de onlar kurtarılamayacaklardır.

(Fussilet 16)

Erhan Aktaş Meali:

Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

(Fussilet 16)

Gültekin Onan Meali:

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını tattırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Hakkı Yılmaz Meali:

Bu yüzden Biz de onlara bu en basit dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik. Âhiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Harun Yıldırım Meali:

Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Hasan Basri Çantay:

Bundan dolayı biz de, dünya hayatında zillet azabını kendilerine tatdırmamız için, uğursuz uğursuz günlerde üzerlerine çok gürültülü bir bora gönderdik. Ahiret azabı elbet daha horlayıcıdır. Onlara (hiç bir suretle) yardım da olunmaz.

(Fussilet 16)

Hayrat Neşriyat Meali:

Bunun üzerine, dünya hayâtında rezillik azâbını kendilerine tattırmak için, o uğursuz günlerde,(4) üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Âhiret azâbı ise elbette daha rezîl edicidir; onlara (orada) yardım da edilmez.*

(Fussilet 16)

Hubeyb Öndeş Meali: /

Derken, dünya [ilk] hayatında utanç azabını kendilerine tattırmak için, Sarsar [dondurucu/uğultulu] bir rüzgarı kendilerine mutsuz günlerde gönderdik. Ahiret [son] azabı, kendileri yardım olunmaz bir haldeyken kesinlikle daha utanç vericidir.

(Fussilet 16)

Hüseyin Atay Meali:

Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçakladır ve onlar yardım da görmezler.

(Fussilet 16)

İbni Kesir Meali:

Böylece uğursuz günlerde dünya hayatında rüsvaylık azabını tattıralım diye Biz de onların üzerine şiddetli bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise, elbet daha horlayıcıdır. Onlara yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

İlyas Yorulmaz Meali:

Dünya hayatında onlara alçaltıcı azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde, üzerlerine soğuk bir felaket rüzgarı gönderdik. Ahiret azabı ise daha da alçaltıcı olup, asla onlara yardım edilmez.

(Fussilet 16)

İskender Ali Mihr Meali:

Bunun üzerine, dünya hayatında, zillet azabını onlara tattırmamız için, uğursuz günlerde onların üzerine şiddetli sesle gelen soğuk bir fırtına gönderdik. Ve ahiret azabı mutlaka daha çok rezil edicidir. Ve onlara yardım olunmaz.

(Fussilet 16)

İsmail Hakkı Baltacıoğlu Meali:

Onun için Biz de uğursuz günlerde üzerlerine çok sert yelleri saldırdık, bu dünya yaşayışında alçaltıcı azabı onlara tattırmak için. Öbür dünyadaki azap ise kesenkes daha alçaltıcı olacaktır. Onlar hiçbir yardım görmiyeceklerdir.

(Fussilet 16)

Kadri Çelik Meali:

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını tattırmak için, o uğursuz (felâketler yüklü) günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da bir aşağılayıcıdır ve onlara asla yardım edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Mahmut Kısa Meali:

Bunun üzerine, tam yedi gece sekiz gün süren o felâket günlerinde, üzerlerine her yeri tarumar eden dondurucu bir kasırga gönderdik ki, onlara bu dünya hayatında alçaltıcı azâbı tattıralım! Fakat onların âhirette çekecekleri cehennem azâbı, çok daha alçaltıcı olacak ve kendilerine hiçbir şekilde yardım da edilmeyecektir!

(Fussilet 16)

Mehmet Ali Eroğlu Meali:

Saldık onların üzerine, o uğursuz günlerde bir kasırga. Bu onlara olsun rezillikler Sasrssın dünya hayatını ve rüsvaylık tattırsın diyedir. Ahiret hesabı ise ayrı rezil eder. İşte ahiret daha büyük bir aşağılanmadır. Ve onlara orada yardım edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Mehmet Türk Meali:

Böylece Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine soğuk ve gürültülü bir fırtına, gönderdik. Onların âhiret azabı ise daha rezil olacak ve onlara yardım da edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Muhammed Celal Şems Meali:

Bunun üzerine Biz onlara, dünya hayatında rezil edici bir azabı tattırmak üzere, uğursuz günlerde esen şiddetli bir rüzgâr gönderdik. Şüphesiz ahiret azabı daha küçük düşürücüdür. Onlara hiç yardım (da) edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Muhammed Esed Meali:

Bunun üzerine, bu dünya hayatında aşağılanmanın azabını tattırmak için o bahtsız günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Onların öteki dünyadaki azap(lar)ı ise daha da aşağılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar.

(Fussilet 16)

Mustafa Çavdar Meali:

Sonunda biz de, o uğursuz günlerde onların üzerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Böylece onlara dünya hayatında alçaltıcı azabı tattırdık. Ahiretteki azapları ise çok daha alçaltıcı olacak ve hiçbir kimseden yardım da göremeyecekler.

Bknz: (46/21)»(46/25)

(Fussilet 16)

Mustafa Çevik Meali:

15-16 Âd kavmi bu davete böbürlenerek karşı çıkıp, “Bizden daha güçlüsü yok, kimse bize bir şey yapamaz.” diyerek meydan okumuş ve Allah’ın gücünü kavramak istememişlerdi. Bunun üzerine Biz de onların üzerine dondurucu bir kasırga gönderip dünya hayatlarında alçaltıcı bir azapla cezalandırıp o çetin günde helak ettik. Âhiretteki azapları ise çok daha şiddetli olacak ve kendilerine bir yardımcı da bulamayacaklar.

(Fussilet 16)

Mustafa İslamoğlu Meali:

Nihayet bu dünya hayatında alçalışın azabını kendilerine tattırmak için kara günler boyunca üzerlerine iliklere işleyen bir rüzgar gönderdik: ama ahiretin azabı kesinlikle daha alçaltıcıdır ve onlar yardım da göremeyecekler.

(Fussilet 16)

Osman Okur Meali:

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını tattırmak için, o uğursuz (felâketler yüklü) günlerde üzerlerine 'soğuk bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha da bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

Artık Biz de onların üzerlerine uğursuz günlerde pek ziyâde soğuk bir rüzgâr gönderdik ki, onlara dünya hayatında bir zillet azabını tattıralım, ve elbette ki, ahiret azabı daha ziyâde zilletlidir ve onlar yardım da olunmazlar.

(Fussilet 16)

Ömer Öngüt Meali:

Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha çok alçaltıcı, rüsvay edicidir. Onlara hiç yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Ömer Sevinçgül Meali:

Biz de, kendilerine dünya hayatında aşağılanma azabını tattırmak için o kara günlerde üzerlerine bir fırtına yolladık. Ahiret azabı daha da alçaltıcıdır. Orada onlara yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Sadık Türkmen Meali:

Üzerlerine dondurucu bir rüzgar/kasırga gönderdik; içinde çok feci şeylerin olduğu/onlar için acı günlerde... Onlara, dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için! Ahiret azabı ise, daha bir kepazeliktir/rezil edicidir. Onlara, hiç yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Seyyid Kutub Meali:

Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını taddırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha da kepazeliktir ve onlara hiç yardım edilmez.

(Fussilet 16)

Suat Yıldırım Meali:

Biz de onların üzerine, o uğursuz günlerde bir kasırga gönderdik. Bunu onlara dünya hayatında bir rezillik ve rüsvaylık tattırmak için yaptık.Ahiret azabı ise daha çok rüsvay eder. Hem orada hiç kimse kendilerine yardım edemez.

(Fussilet 16)

Süleyman Ateş Meali:

Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını taddırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha da kepaze edicidir. Onlara hiç yardım edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Süleymaniye Vakfı Meali:

Soğuk günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik ki dünya hayatında onlara alçaltıcı azabı tattıralım. Ahiretteki azap daha da alçaltıcı olacak ve bir yardım da görmeyeceklerdir.

(Fussilet 16)

Şeref Aziz Taha ve Kemal Çelik Meali:

Bunun üzerine, dünya hayatında alçaltıcı azabı tattırmak için üzerlerine günlerce dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı daha alçaltıcıdır. Kendilerine yardım da edilmez.

(Fussilet 16)

Şaban Piriş Meali:

Biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.

(Fussilet 16)

Talat Koçyiğit Meali:

Bu yüzden biz de onların üzerine, dünya hayatında rezillik azabını onlara taddırmak için, o uğursuz günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik.

(Fussilet 16)

Tefhimul Kuran Meali:

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felâketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha da bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

(Fussilet 16)

Ümit Şimşek Meali:

Biz de, dünya hayatında hor ve hakir edici azabı onlara tattırmak için, üzerlerine o uğursuz günlerde gürültülü bir fırtına gönderdik. Âhiret azabı ise bundan daha da aşağılayıcıdır; kimseden de yardım görmezler.

(Fussilet 16)

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiretin azabı elbette ki daha rezil edicidir. Üstelik onlar hiçbir yardım da görmeyeceklerdir.

(Fussilet 16)

Rashad Khalifa Meali:

Consequently, we sent upon them violent wind, for a few miserable days. We thus afflicted them with humiliating retribution in this life, and the retribution of the Hereafter is more humiliating; they can never win.

(Fussilet 16)