41. Fussilet Suresi / 17.ayet

Semûd’a gelince, onlara da doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar doğru yola karşı körlüğü tercih ettiler. İşledikleri yüzünden onları da alçaltıcı azabın sarsıntısı yakalayıverdi.

Bknz: (6/50)(27/80)»(27/81)

Mustafa Çavdar Meali

Fussilet 17 ayeti için diğer mealler.

Abdülbaki Gölpınarlı Meali:

Semud'aysa doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü, hidayetten üstün görüp sevdiler, onları da, kazandıklarına karşılık aşağılatıcı bir azabın gelip çatıvermesiyle helak ettim.

(Fussilet 17)

Abdullah-Ahmet Akgün Meali:

Semud kavmine de Hakk yolunu gösterip (uyardık) . Fakat onlar kötülüğü hidayete (körlüğü hakikate) tercih ettiler (bile bile isyana ve inkâra yöneldiler) . Böylece kazandıkları şeyler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları da yakalamıştı.

(Fussilet 17)

Abdullah Parlıyan Meali:

Semûd kavmine gelince, onlara da doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler ve böylece yaptıkları kötülüklerin bir karşılığı olarak, onların üzerlerine alçaltıcı bir azap yıldırımı düşüp onları yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Adem Uğur Meali:

Semûd'a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.

(Fussilet 17)

Ahmet Hulusi Meali:

Semud'a (Salih'in halkına) gelince, biz onlara hidayet ettik de onlar amalığı (körlüğü) sevip, hüdaya (hakikate) tercih ettiler... Bu halleri yüzünden kazandıkları ile horlayıcı - alçaltıcı azabın yıldırımı kendilerini yakaladı.

(Fussilet 17)

Ahmet Tekin Meali:

Semûd kavmine de hak yolu göstermiştik. Hak yolda, Allah'ın kitap ve peygamberle gösterdiği yolda yaşamak, faaliyet göstermek varken, onu bırakıp dalâleti, sapıklığı, körlüğü tercih ettiler. Onları, işledikleri ameller, yüklenmeye devam ettikleri günahlar sebebiyle alçaltıcı bir ceza olan yıldırım çarptı.

(Fussilet 17)

Ahmet Varol Meali

Semud'a gelince; biz onları doğru yola ilettik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bu yüzden onları kazanmakta olduklarına karşılık alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.

(Fussilet 17)

Ali Bulaç Meali:

Semud'a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Ali Fikri Yavuz Meali:

Semûd kavmine gelince: Biz onlara doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü hidayete tercih ettiler. Onun için, kazandıkları günah yüzünden kendilerini, o şiddetli azab yıldırımı yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Ali Rıza Sefa Meali:

Ve Semud'a gelince; onlara da doğru yolu gösterdik. Yine de körlüğü doğru yola yeğlediler. Sonunda, yaptıklarına karşılık, alçaltıcı ceza yıldırımı onları yakaladı.

(Fussilet 17)

Ali Ünal Meali:

Semûd’a gelince: Onlara da doğru olan yolu gösterdik, fakat onlar doğru yolda gitmektense körlüğü (ve dolayısıyla sapkınlığı) tercih ettiler. Neticede, bizzat işledikleri kötülükler ve kazandıkları günahlar sebebiyle başlarına yıldırım gibi inen alçaltıcı bir azap kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Bahaeddin Sağlam Meali:

Ama Semud kavmi ise, Biz onlara yol gösterdik, onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. İşte bunun üzerine yaptıklarından dolayı, aşağılayıcı ve zayıflatıcı bir azabın yıldırımı, onları yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Bayraktar Bayraklı Meali:

Semud kavmine gelince, onlara yol gösterdik, fakat onlar körlüğü, doğru yolu bulmaya tercih ettiler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azap yıldırımı onları yakaladı.

(Fussilet 17)

Bekir Sadak Meali:

Semud milletine, dogru yolu gostermistik, ama onlar korlugu, dogru yolda gitmege tercih ettiler. Kazandiklarinin karsiligi olarak onlari alcaltici azabin yildirimi carpti.

(Fussilet 17)

Besim Atalay Meali:

Semud'a gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik, doğru yola gitmektense, kör olmayı sevdiler, yapmış oldukları şeyler yüzünden horlayıcı azabın yıldırımı yakaladı onları

(Fussilet 17)

Celal Yıldırım Meali:

Semûd kavmine gelince Kendilerine doğru yolu gösterdikse de onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bu sebeple kazanıp elde ettiklerine karşılık aşağılayıcı azâb (olarak) yıldırım onları yakalayıver di.

(Fussilet 17)

Cemal Külünkoğlu Meali:

Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler ve yaptıklarının karşılığı olarak üzerlerine alçaltıcı bir azap yıldırımı düştü.

(Fussilet 17)

Diyanet İşleri Eski Meali:

Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.

(Fussilet 17)

Diyanet İşleri Yeni Meali:

Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.

(Fussilet 17)

Diyanet Vakfı Meali:

Semûd'a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.

(Fussilet 17)

Edip Yüksel Meali:

Semud'a gelince, onlara yolu gösterdik. Ne var ki onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Sonunda, kazandıklarına karşılık, onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakaladı.

(Fussilet 17)

Elmalılı Orjinal Meali:

Semude gelince; biz onlara yolu gösterdik de onlar hidayete karşı körlüğü sevmek istediler, derken ve kendilerini kesibleri sebebiyle o hor azab saıkası alıverdi

(Fussilet 17)

Elmalılı Yeni Meali:

Semud'a gelince, Biz onlara yolu gösterdik de onlar, hidayete karşı körlüğü sevmek istediler, derken yaptıkları yüzünden kendilerini o hor azap yıldırımı alıverdi.

(Fussilet 17)

Erhan Aktaş Meali:

Semud kavmine gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.

(Fussilet 17)

Gültekin Onan Meali:

Semud'a gelince; biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Hakkı Yılmaz Meali:

Semûd'a gelince; işte, Biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yol üzerine sevip tercih ettiler. Bunun üzerine kazandıkları şeyler sebebiyle alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Harun Yıldırım Meali:

Semûd'a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.

(Fussilet 17)

Hasan Basri Çantay:

Semuuda gelince: Biz onlara da doğru yolu gösterdik. Amma onlar körlüğü hidayete tercih etdiler. Onun için kendilerini, kazanageldikleri (şirk ve meaasi) yüzünden, o horlayıcı azab yıldırımı tutuverdi.

(Fussilet 17)

Hayrat Neşriyat Meali:

Ve Semûd (kavmin)e gelince, onlara da doğru yolu göstermiştik; fakat (onlar)körlüğü (îman hakikatlerini görmemeyi), hidâyete tercîh ettiler; böylece kazanmakta oldukları(günahlar) yüzünden aşağılayıcı azâbın yıldırımı onları yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Hubeyb Öndeş Meali: /

Semud'a gelince, kendilerine yol gösterdik, ardından onlar rehbere karşı körlüğü beğendi [tercih etti]. Ardından, elde etmekte oldukları [şeyler] sebebiyle alçak azabın sarsıntısı [felaketi] kendilerini yakaladı.

(Fussilet 17)

Hüseyin Atay Meali:

Semûd ulusuna doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü doğru yolda olmaktan üstün tuttular. Kazandıklarının karşılığı olarak onları utandırıcı azabın yıldırımı çarptı.

(Fussilet 17)

İbni Kesir Meali:

Semud'a gelince; onlara hidayeti göstermiştik, ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler ve yaptıkları yüzünden onları horlayıcı azabın yıldırımı çarptı.

(Fussilet 17)

İlyas Yorulmaz Meali:

Semud kavmine gelince! Onlara doğru yolu göstermiştik, onlarda körlüğü, doğru yola tercih ettiler. Kazandıkların karşılığında alçaltıcı yıldırım azabı onları yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

İskender Ali Mihr Meali:

Ve Semud (kavmine) gelince, o zaman onları hidayete erdirdik. Buna rağmen hidayete karşı âmâ olmayı sevdiler (tercih ettiler). Bu sebeple kazanmış olduklarından dolayı onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakaladı.

(Fussilet 17)

İsmail Hakkı Baltacıoğlu Meali:

Semûd'a gelince, Biz onlara doğru yolu gösterdik. Ancak onlar kör kalmayı doğru yolu görmekten yey saydılar. Derken bu ettikleri yüzünden o alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.

(Fussilet 17)

Kadri Çelik Meali:

Semud'a gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik; fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazanmakta oldukları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Mahmut Kısa Meali:

Semud’a gelince; onlara da doğru yolu göstermiştik fakat onlar, gösterdiğimiz apaydınlık yolu izlemek yerine inkâr ve cehâlet karanlıklarında kör olarak yaşamayı tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları zulüm ve haksızlıklardan dolayı alçaltıcı bir yıldırım azâbı onları çarpıp yok etti!

(Fussilet 17)

Mehmet Ali Eroğlu Meali:

Layıkıyla Semud'a gelince, onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü tercih ettiler. Eh böylece kazandıkları yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıvermiştir.

(Fussilet 17)

Mehmet Türk Meali:

Semûd (kavmin)e gelince Biz onlara hak yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hak yola tercih ettiler. Böylece (dünyada) yaptıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı bir azabın yıldırımı helâk ediverdi.

(Fussilet 17)

Muhammed Celal Şems Meali:

Semûd (kavmine) gelince, onlara (da) doğru yol gösterdik. Ancak onlar körlüğü benimseyerek, (onu) hidayete tercih ettiler. Bu yüzden onları, yaptıkları sebebiyle rezil edici bir azabın yıldırımı yakaladı.

(Fussilet 17)

Muhammed Esed Meali:

Semud (kavmine) gelince, onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Ve böylece, yaptıkları (kötülükler)in bir karşılığı olarak onların üzerine alçaltıcı bir azap yıldırımı düştü.

(Fussilet 17)

Mustafa Çavdar Meali:

Semûd’a gelince, onlara da doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar doğru yola karşı körlüğü tercih ettiler. İşledikleri yüzünden onları da alçaltıcı azabın sarsıntısı yakalayıverdi.

Bknz: (6/50) - (27/80)»(27/81)

(Fussilet 17)

Mustafa Çevik Meali:

17-18 Semûd kavmi de peygamberin doğru yola davetini reddedip batıl nizamları ile yaşamaya devam ettiler. Bunun üzerine Biz de peygamber ve onunla birlikte iman edenleri kurtarıp, gerisini üzerlerine gönderdiğimiz bir yıldırım azabı ile helak ettik.

(Fussilet 17)

Mustafa İslamoğlu Meali:

Semud kavmine gelince... Nitekim Biz onlara da yol göstermiştik, fakat onlar doğru yolu görmektense körlüğü tercih ettiler: Sonuçta yapa geldikleri şeylere karşılık, onları onur kırıcı azabın yıldırımı çarptı.

(Fussilet 17)

Osman Okur Meali:

Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler ve kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.

(Fussilet 17)

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

Semûd'a gelince, Biz onlara doğru yolu gösterdik, onlar ise hidâyet üzerine körlüğü seviverdiler. Artık onları kazanır oldukları şey sebebiyle o zelil edici yıldırım azap yakaladı.

(Fussilet 17)

Ömer Öngüt Meali:

Semud kavmine gelince, onlara doğru yolu göstermiştik, amma onlar körlüğü doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları fenalıkların karşılığı olarak alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.

(Fussilet 17)

Ömer Sevinçgül Meali:

Bir zamanlar Semud halkına da doğru yolu gösterdik. Fakat onlar, doğru yolda yürümektense kör olmayı ‘gerçekleri görmemeyi’ tercih ettiler. Yapıp ettikleri yüzünden, kendilerini alçaltıcı azabın yıldırımı çarpıverdi.

(Fussilet 17)

Sadık Türkmen Meali:

Semûd kavmine gelince, onlara da doğru yolu gösterdik. Fakat, körlüğü doğru yola üstün tutup hoşlandılar. Böylece onları, alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi. Kazanmış oldukları yüzünden!..

(Fussilet 17)

Seyyid Kutub Meali:

Semud kavmine gelince onlara doğru yolu gösterdik; fakat onlar, körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı.

(Fussilet 17)

Suat Yıldırım Meali:

Semud halkına gelince, Biz onlara da doğru yolu gösterdik fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Derken işledikleri işler sebebiyle alçaltıcı bir azap yıldırımı onları alıverdi.

(Fussilet 17)

Süleyman Ateş Meali:

Semud (kavmin)e gelince onlara yol gösterdik fakat onlar, körlüğü doğru yolu bulmağa yeğlediler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı.

(Fussilet 17)

Süleymaniye Vakfı Meali:

Semud halkına da doğru yolu gösterdik ama onlar doğruyu değil, körlüğü tercih edince yaptıklarına karşılık gökten gelen alçaltıcı bir azaba çarpıldılar.

(Fussilet 17)

Şeref Aziz Taha ve Kemal Çelik Meali:

Semûd kavmi de, kendilerine doğru yolu gösterdiğimiz halde, körlüğü doğru yola tercih etti. Bu yüzden, yaptıklarından dolayı üzerlerine alçaltıcı bir azap yıldırımı düştü.

(Fussilet 17)

Şaban Piriş Meali:

Semud'a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Onlar ise körlüğü kılavuza tercih ettiler. Bu sebeple onları, yaptıklarına karşılık zelil edici bir azabın sarsıntısı tutmuştu.

(Fussilet 17)

Talat Koçyiğit Meali:

Semûd kavmine gelince, onlara da doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar, körlüğü doğru yola tercih etmişlerdi. Bunun üzerine onları da, yaptıklarına karşılık zelil edici bir azabın sarsıntısı yakalamıştı.

(Fussilet 17)

Tefhimul Kuran Meali:

Semûd'a da gelince; biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazanmakta oldukları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

(Fussilet 17)

Ümit Şimşek Meali:

Semud'a da Biz doğru yolu gösterdik; fakat körlük onlara hidayetten daha sevimli geldi. Onları da kazandıkları günahlar yüzünden aşağılayıcı bir azabın yıldırımı çarpıverdi.

(Fussilet 17)

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Semud'a gelince, biz onlara kılavuzluk ettik ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bunun üzerine, kazandıkları yüzünden, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.

(Fussilet 17)

Rashad Khalifa Meali:

As for Thamoud, we provided them with guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the disastrous and shameful retribution annihilated them, because of what they earned.

(Fussilet 17)