38. Sad Suresi / 14.ayet

Bu toplumların hepsi de elçileri yalancılıkla suçlamışlar bu yüzden azabımı hak etmiştiler.

Bknz: (39/71)

Mustafa Çavdar Meali

Sad 14 ayeti için diğer mealler.

Abdülbaki Gölpınarlı Meali:

Her biri, peygamberleri ancak yalanladılar da azabı hak ettiler.

(Sad 14)

Abdullah-Ahmet Akgün Meali:

Hepsi de elçileri yalanlamış (ve Hakk’tan ayrılmıştı), böylece azapla (cezalandırmam onlara) haktı (bunlar gazabıma müstahaktı).

(Sad 14)

Abdullah Parlıyan Meali:

Hepsi de elçileri yalanladılar ve bu nedenle cezamızı hak ettiler.

(Sad 14)

Adem Uğur Meali:

Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.

(Sad 14)

Ahmet Hulusi Meali:

Hepsi de sadece Rasulleri yalanladılar... Bu yüzden de yaptıklarının kötü sonucunu yaşamayı hak ettiler!

(Sad 14)

Ahmet Tekin Meali:

Hepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri için, onları suçlarına denk adâletle cezalandırmam gerekçeli olarak gerçekleşti.

(Sad 14)

Ahmet Varol Meali

Onların hepsi de peygamberleri yalanladılar, böylece cezam hak oldu.

(Sad 14)

Ali Bulaç Meali:

Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.

(Sad 14)

Ali Fikri Yavuz Meali:

O kavimlerin her biri, peygamberlerini tekzib etmeleriyle azabım onlara vacib oldu.

(Sad 14)

Ali Rıza Sefa Meali:

Tümü, elçileri yalanlamıştı. Sonunda, cezamı hak ettiler.

(Sad 14)

Ali Ünal Meali:

Her biri, rasûlleri yalanladı ve hak ettikleri şiddetli cezam, başlarında patladı.

(Sad 14)

Bahaeddin Sağlam Meali:

Hepsi de peygamberleri (mesajları) yalanladılar. Bunun üzerine Benim büyük azabım gerçekleşti.

(Sad 14)

Bayraktar Bayraklı Meali:

Onların her biri, gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden azabım hak oldu.

(Sad 14)

Bekir Sadak Meali:

Hepsi peygamberleri yalanladi da azabimi hakettiler. *

(Sad 14)

Besim Atalay Meali:

Bunların hepsi de peygamberleri yalanlamıştı, azabım da hak oldu

(Sad 14)

Celal Yıldırım Meali:

Hepsi de peygamberleri yalanladılar. Bu yüzden azabım (onlar hakkında) gerçekleşti.

(Sad 14)

Cemal Külünkoğlu Meali:

Hepsi de peygamberleri yalanladılar ve bu yüzden azabı hak ettiler.

(Sad 14)

Diyanet İşleri Eski Meali:

Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler.*

(Sad 14)

Diyanet İşleri Yeni Meali:

(O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.

(Sad 14)

Diyanet Vakfı Meali:

Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.

(Sad 14)

Edip Yüksel Meali:

Hepsi de elçileri yalanladılar ve cezamı hakkettiler.

(Sad 14)

Elmalılı Orjinal Meali:

Başka değil, hepsi gönderilen elçileri (Resulleri) tekzib etti de öyle hak oldu azabım

(Sad 14)

Elmalılı Yeni Meali:

Başka değil hepsi gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.

(Sad 14)

Erhan Aktaş Meali:

Onların hepsi de rasulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.

(Sad 14)

Gültekin Onan Meali:

Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.

(Sad 14)

Hakkı Yılmaz Meali:

Onların hepsi, sadece elçileri yalanladılar. Bu sebeple azabım hak oldu.

(Sad 14)

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Meali: /

Hepsi mutlaka resûlleri yalanladılar da, azabım (üzerlerine) hak oldu.

(Sad 14)

Harun Yıldırım Meali:

Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden azabım hak oldu.

(Sad 14)

Hasan Basri Çantay:

Onların herbiri, başka değil, gönderilen (o peygamber) leri tekzib etdi (ler) de (bu yüzden onlara) azabım hak oldu.

(Sad 14)

Hayrat Neşriyat Meali:

Doğrusu hepsi peygamberleri yalanladı da azâbım (onların üzerine) hak oldu.(2)*

(Sad 14)

Hubeyb Öndeş Meali: /

Her biri, ancak Elçileri yalanladı. Böylece benim sonucum [cezalandırmam] Hak oldu.

(Sad 14)

Hüseyin Atay Meali:

Onların her biri elçileri yalanladı da cezalandırmamı hakettiler.

(Sad 14)

İbni Kesir Meali:

Hepsi de peygamberleri yalanladılar. Ve bu yüzden azabı hak ettiler.

(Sad 14)

İlyas Yorulmaz Meali:

Ancak (kendilerine gönderilmiş) elçileri yalanladılar. Sonra da azabım üzerlerine hak oldu.

(Sad 14)

İskender Ali Mihr Meali:

Onların hepsi resûlleri, sadece yalanladı. Böylece ikabım (cezalandırmam) hak oldu.

(Sad 14)

İsmail Hakkı Baltacıoğlu Meali:

bunların hepsi de elçileri yalancı saymakla kaldılar. Onun için üzerlerine azabım gerekti.

(Sad 14)

Kadri Çelik Meali:

Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hak ettiler.

(Sad 14)

Mahmut Kısa Meali:

Ve hepsi de Elçilerimi yalanlamış, böylece vereceğim cezayı hak etmişlerdi.Bunlardan ibret almayan çağdaş zâlimlere gelince:

(Sad 14)

Mehmet Ali Eroğlu Meali:

Sahip oldukları elçileri hepsi yalanladı ve böylece azapla cezamızı almayı hak ettiler.

(Sad 14)

Mehmet Türk Meali:

İşte bunların tamamı, Peygamberleri yalanladılar ve Benim cezâmı hak ettiler.

(Sad 14)

Muhammed Celal Şems Meali:

(Bunlardan) her biri peygamberleri yalanladı. Sonunda, azabımız (kendileri için) gerekli oldu.

(Sad 14)

Muhammed Esed Meali:

Hepsi de elçileri yalanladılar; ve bu nedenle cezamızı hak ettiler.

(Sad 14)

Mustafa Çavdar Meali:

Bu toplumların hepsi de elçileri yalancılıkla suçlamışlar bu yüzden azabımı hak etmiştiler.

Bknz: (39/71)

(Sad 14)

Mustafa Çevik Meali:

11-16 Bu kendini bilmez, yaratılışına dönüp bir bakmaz ve Allah’ı yeterince tanımayan nankör, azgın, başıbozukların bir araya gelmesinin hiçbir önemi, değeri ve gücü de yoktur, onların gücü ancak birbirlerine yetecek kadardır. Onlar Allah’ın azabına uğramaya, mağlup olup yok olmaya mahkûmdurlar. Bunlardan önce de, Allah’ın ilahlığının üstünü örtmeye çalışıp davetine ve davetçilerine savaş açan Nûh ve Âd kavmi, yüksek sütunlar (piramitler) sahibi Firavun, Semûd, Lût kavmi ve Eykeliler de peygamberlerini yalancılıkla suçladılar, bu yüzden hak ettikleri azaba çarptırıldılar. Şimdi de bu müşrikler, Allah’ın azabını üzerlerine çekmeye çalışıyorlar. İyi bilin ki vakti geldiğinde Allah’ın azabı asla ertelenmez, bir bela çığlığı onları da yakalayıp yok eder. İşte bu gerçeği yeterince kavrayamadıkları için alaylı alaylı, “Rabbimiz Hesap Gününden önce azaptan payımıza düşeni şimdi göster de görelim.” diyorlar.

(Sad 14)

Mustafa İslamoğlu Meali:

Hepsi de elçileri yalanladılar: Bu yüzden cezamızı hak ettiler.

(Sad 14)

Osman Okur Meali:

Hepsi Resulleri yalanladı da azabı mı hakettiler.

(Sad 14)

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

Başka değil, hepsi de peygamberleri tekzîp ettiler de artık azabım hak oldu.

(Sad 14)

Ömer Öngüt Meali:

Hepsi de peygamberleri yalanladılar ve azabımı hakettiler.

(Sad 14)

Ömer Sevinçgül Meali:

Hepsi de kendilerine gönderilen peygamberleri yalanladılar, azabı hak ettiler.

(Sad 14)

Sadık Türkmen Meali:

Ancak hepsi de elçileri yalanladılar. Sonunda azabımı hak ettiler.

(Sad 14)

Seyyid Kutub Meali:

Hepsi peygamberleri yalanladılar da azabımı hak ettiler.

(Sad 14)

Suat Yıldırım Meali:

Bunların her biri peygamberlere yalancı demiş ve cezalarını hak etmişlerdi.

(Sad 14)

Süleyman Ateş Meali:

Hepsi de elçileri yalanladılar, benim cezamı hak ettiler.

(Sad 14)

Süleymaniye Vakfı Meali:

Bunlar elçilerimi yalanladı ve azabımı hak ettiler.

(Sad 14)

Şeref Aziz Taha ve Kemal Çelik Meali:

(12-14) Daha önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve yıkılacağına ihtimal verilmeyen bir saltanat sahibi olan Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Medyen'in yemyeşil vadilerinde oturanlar da hakikati yalanladı. Tümü de inkarda birleşti, elçilerimi yalanladı ve cezamı hak etti.

(Sad 14)

Şaban Piriş Meali:

Hemen hepsi de elçileri yalanladılar da azabımı hak ettiler.

(Sad 14)

Talat Koçyiğit Meali:

İstisnasız hepsi de peygamberleri yalanlamışlar ve azabımı hak etmişlerdir.

(Sad 14)

Tefhimul Kuran Meali:

Hepsi de peygamberleri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.

(Sad 14)

Ümit Şimşek Meali:

Hepsi de peygamberleri yalanladı ve hepsi cezayı hak etti.

(Sad 14)

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Bunların hepsi, resulleri yalanlamaktan başka bir şey yapmadılar. Sonunda azabım hak oldu.

(Sad 14)

Rashad Khalifa Meali:

Each of them disbelieved the messengers and thus, My retribution was inevitable.

(Sad 14)