34. Sebe Suresi / 42.ayet

Biz o gün yanlışta ısrar eden zalimlere şöyle deriz:
– Bugün birbirinize ne bir fayda ne de zarar verebilecek durumdasınız, öyleyse yalana sarılıp hesaba katmadığınız cehennemin azabını tadın bakalım!

Bknz: (2/165)»(2/167)(40/47)»(40/50)

Mustafa Çavdar Meali

Sebe 42 ayeti için diğer mealler.

Abdülbaki Gölpınarlı Meali:

İşte bugün birbirinize ne bir faydanız dokunabilir, ne bir zararınız ve zulmedenlere, tadın yalanladığınız ateşin azabını deriz.

(Sebe 42)

Abdullah-Ahmet Akgün Meali:

(Ey kâfir ve gafil insanlar!) Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar sağlamaya veya zarar ulaştırmaya gücü yetmez (durumdadır.) Biz de o zulmedenlere deriz ki: "(Dünyada iken inkâr edip) Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın (bakalım.) "

(Sebe 42)

Abdullah Parlıyan Meali:

Allah da şöyle diyecek: “Siz yaratılmışlardan hiçbiri, bu gün başkasına fayda veya zarar verecek güce sahip değilsiniz.” Ve o gün, yaratılış gayesi dışında yaşayanlara denecek ki: “Yalanladığınız ateşin azabını şimdi tadın bakalım!”

(Sebe 42)

Adem Uğur Meali:

Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın! diyeceğiz.

(Sebe 42)

Ahmet Hulusi Meali:

İşte o süreçte, kimse kimseye ne bir fayda ve ne de bir zarar verebilir... (Nefsine) zulmedenlere: "Kendisini yalanladığınız o yanışın azabını tadın!" deriz.

(Sebe 42)

Ahmet Tekin Meali:

İşte bu gün birbirinize ne fayda sağlamaya, ne zarar vermeye gücünüz yeter. Biz, inkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm, işkence ve İslâm aleyhinde propaganda yapan zâlimlere, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen güç ve iktidar sahiplerine, hakka riayet etmeyenlere: “Yalanlamakta olduğunuz ateşte yanma cezasını tadın” diyeceğiz.

(Sebe 42)

Ahmet Varol Meali

Bugün birbirinize fayda veya zarar vermeye gücünüz yetmez. Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.

(Sebe 42)

Ali Bulaç Meali:

Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmedenlere deriz ki: "Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın."

(Sebe 42)

Ali Fikri Yavuz Meali:

İşte o gün (kıyamette) birbirinize ne bir fayda vermeğe, ne de bir zarar etmeğe gücünüz yetmez. O kâfirlere (nefislerine zulmedenlere) diyeceğiz ki:” - (Dünyada) inkâr edip durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım.”

(Sebe 42)

Ali Rıza Sefa Meali:

Artık, o gün, birinizin diğerine, ne bir yarar ne de bir yitim vermeye gücü yetmez. Haksızlık yapanlara, şöyle denilir: "Tadın, yalanladığınız ateşin cezasını!"

(Sebe 42)

Ali Ünal Meali:

Bugün (artık her şey ortada); birbiriniz üzerinde, karşılıklı olarak birbirinize yardım edebilecek veya zarar verebilecek ne gücünüz var ne de yetkiniz.” (Allah’a ortaklar tanımakla en büyük zulmü işlemiş bulunan) o zalimlere, “Tadın (dünyada iken) sürekli yalanladığınız Ateş azabını!” deriz.

(Sebe 42)

Bahaeddin Sağlam Meali:

“İşte bugün, birbirinize ne fayda ne de zarar vermeye sahip değilsiniz.” (deriz.) Ve o zalimlere: “İşte daha önce yalanladığınız ateşin azabını tadın!” deriz.

(Sebe 42)

Bayraktar Bayraklı Meali:

O gün, bir kısmınız bir kısmınıza ne bir fayda sağlar ne de zarar verebilir. Biz, zalimlere, "Tadın yalanlamakta olduğunuz azabı!" deriz.

(Sebe 42)

Bekir Sadak Meali:

Zalimlere: «Yalanladiginiz atesin azibini tadin, bugun birbirinize ne fayda ve ne de zarar verebilirsiniz» deriz.

(Sebe 42)

Besim Atalay Meali:

İmdi bugün siz, birbirinize ne kâr, ne de zarar edebilirsiniz, zulmetmiş olanlara deriz ki: «Yalan saymış olduğunuz ateşin azabını tadınız!»

(Sebe 42)

Celal Yıldırım Meali:

Bugün kiminizin kiminize ne yarar, ne de zarar vermeye gücü yeter; zulmedenlere de deriz ki: Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın !

(Sebe 42)

Cemal Külünkoğlu Meali:

İşte o zaman zalimlere deriz ki: “Bugün birbirinize ne faydalı olabilirsiniz ve ne de zarar verebilirsiniz. Vaktiyle inkâr ettiğiniz cehennem ateşinin azabını şimdi tadınız bakalım!”

(Sebe 42)

Diyanet İşleri Eski Meali:

Zalimlere: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın, bugün birbirinize ne fayda ve ne de zarar verebilirsiniz" deriz.

(Sebe 42)

Diyanet İşleri Yeni Meali:

İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, "Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın" deriz.

(Sebe 42)

Diyanet Vakfı Meali:

Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın! diyeceğiz.

(Sebe 42)

Edip Yüksel Meali:

O gün biribirinize yarar ve zarar veremezsiniz. Zalimlere, 'Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın,' deriz.

(Sebe 42)

Elmalılı Orjinal Meali:

İşte o gün ba'zınız ba'zınıza ne bir menfeate, ne de bir zarara malik olamaz ve o zulmedenlere deriz: tadın bakalım o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını

(Sebe 42)

Elmalılı Yeni Meali:

İşte o gün kiminiz kiminize ne bir yarar, ne de bir zarar verme gücüne sahip olamaz ve o zulmedenlere: "Tadın bakalım, o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!" deriz.

(Sebe 42)

Erhan Aktaş Meali:

Artık bugün birbirinize ne yarar ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Zulmedenlere[1]: "Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını tadın." diyeceğiz.

1)Müşriklere.

(Sebe 42)

Gültekin Onan Meali:

Artık bugün bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmedenlere deriz ki: "Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın."

(Sebe 42)

Hakkı Yılmaz Meali:

Artık bu gün bazınız bazınıza yarar ve zarara malik olmaz. Ve Biz, ortak koşma inancına batmış o kişilere: “Tadın bakalım o kendisini yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını!” deriz.

(Sebe 42)

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Meali: /

Bugün, birbiriniz için ne bir fayda sağlamaya ne de zarar vermeye gücünüz vardır. Biz zalimlere deriz ki: “Yalanladığınız ateşin azabını tadın (bakalım).”

(Sebe 42)

Harun Yıldırım Meali:

Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın! diyeceğiz.

(Sebe 42)

Hasan Basri Çantay:

İşte bu gün birbirinize ne bir faide, ne de bir zarar yapmıya gücünüz yetmez. O zaalimlere biz: "Tekzib edegeldiğiniz ateşin azabını tadın" diyeceğiz.

(Sebe 42)

Hayrat Neşriyat Meali:

İşte o gün, bazınız bazınıza ne bir fayda ne de bir zarara mâlik olur! Ve (biz de) o zulmedenlere: “Tadın, kendisini yalanlamakta olduğunuz ateşin azâbını!” deriz.

(Sebe 42)

Hubeyb Öndeş Meali: /

Artık, bugün birbirinizi için herhangi faydaya veya zarara sahiplenemezsiniz. Zulüm etmiş olanlara "kendisini yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın!" deriz.

(Sebe 42)

Hüseyin Atay Meali:

Haksızlık edenlere "Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar verebilirsiniz. Artık, yalanladığınız ateşin azabını tadın" deriz.

(Sebe 42)

İbni Kesir Meali:

İşte bugün; bir kısmınız, bir kısmınız için ne bir fayda, ne de bir zarar verebilir. Zulmetmiş olanlara da deriz ki: Yalanladığınız ateşin azabını tadın.

(Sebe 42)

İlyas Yorulmaz Meali:

Bu gün sizin bir kısmınız, hiçbir kimseye fayda veya zarar verecek değildir. Kendilerine zulmedenlere de “Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını tadın” deriz.

(Sebe 42)

İskender Ali Mihr Meali:

Artık o gün bir kısmınız diğerlerine fayda ve zarar vermeye malik olamaz (gücü yetmez). Zulmedenlere: "Tekzip etmiş (yalanlamış) olduğunuz ateşin azabını tadın." diyeceğiz.

(Sebe 42)

İsmail Hakkı Baltacıoğlu Meali:

O gün kimsenin kimseye ne yararı ne de zararı dokunmıya gücü yetmez. O kıyıcılara Biz: «Yalan sayıp durduğunuz azabı tadın bakalım» diyeceğiz.

(Sebe 42)

Kadri Çelik Meali:

Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmetmekte olanlara deriz ki: “Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.”

(Sebe 42)

Mahmut Kısa Meali:

“Fakat bugün, ey insanlar ve cinler, hiçbiriniz diğerine herhangi bir fayda veya zarar veremeyeceksiniz!” Böylece bu zâlimlere, “Vaktiyle inkâr ettiğiniz o cehennem azâbını tadın bakalım!” diyeceğiz. Hal böyleyken:

(Sebe 42)

Mehmet Ali Eroğlu Meali:

Sizin artık bugün; bir kısmınızın diğerine fayda veya zarar vermeye gücünüz yetmeyecektir. Eh biz de zulmedenlere deriz ki: "Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın artık sizler!"

(Sebe 42)

Mehmet Türk Meali:

Artık o gün, birbirinize fayda da zarar da vermeye gücünüz yetmeyecek ve Biz de o zâlimlere: “Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın (bakalım).” diyeceğiz.

(Sebe 42)

Muhammed Celal Şems Meali:

(Onlara,) “Bugün birbirinize ne yarar ne (de) zarar verebilirsiniz,” (denilecek.) Zulmetmiş olanlara (da,) “Yalanladığınız Cehennem azabını tadın!” diyeceğiz.

(Sebe 42)

Muhammed Esed Meali:

Ve (o Gün Allah şöyle seslenecektir): "Siz (yaratılmışlar)dan hiç biri bugün bir başkasına fayda veya zarar verecek güce sahip değildir!" Ve (o Gün) haksızlık yapanlara: "Yalanladığınız ateşin azabını (şimdi) tadın bakalım!" diyeceğiz.

(Sebe 42)

Mustafa Cemil Kılıç Meali:

Artık o gün, birinizin diğerine yarar sağlamaya da zarar vermeye de gücü yetmez. Biz, zulme yönelenlere şöyle deriz: "O, kendisini yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın!"

(Sebe 42)

Mustafa Çavdar Meali:

Biz o gün yanlışta ısrar eden zalimlere şöyle deriz: – Bugün birbirinize ne bir fayda ne de zarar verebilecek durumdasınız, öyleyse yalana sarılıp hesaba katmadığınız cehennemin azabını tadın bakalım!

Bknz: (2/165)»(2/167) - (40/47)»(40/50)

(Sebe 42)

Mustafa Çevik Meali:

40-43 Hesap Günü Allah dünya hayatlarında meleklerin yardımına sığınanlarla melekleri bir araya getirecek ve onlardan soracak, “Sizleri Allah’la birlikte ilah edinip yardım talep ederek Allah’a ortak koşanlar bunlar mıydı?” Melekler ise şöyle cevap verecekler: “Hâşâ! Bizim asla onların bizden beklediklerini yapmaya gücümüz yetmez. Onlar bizim dostumuz da olamazlar, bizim dostumuz Sensin. Onlar şeytanın vesvesesine kapılıp, körcesine onun tuzağına düşüp oyununa alet oldular.” Bunun üzerine müşrik ve kâfirlere Allah şöyle diyecek: “Siz yaratılmış olanlardan hiçbiriniz, bir diğerinize ne bir fayda verebilir ne de gelecek bir zararı önlemeye güç yetirebilirsiniz. Şimdi inanmak istemediğiniz cehennem azabını tadın bakalım!” Bunlar Allah adına apaçık âyetlerle kendilerini davet eden Peygamber’e: “Bu adam bizleri atalarımızın hayat nizamından koparmak, onun yerine başka bir nizam kurmak isteyen biri, söyledikleri de kendi uydurduklarından başka bir şey değil. Kur’an’da Allah’a isnat ettiği büyüleyici sözlerden ibaret bir düzmece.” diyerek karşı çıkmışlardı.

(Sebe 42)

Mustafa İslamoğlu Meali:

Derken (Allah şöyle buyuracaktır): "Sizin hiçbiriniz bir diğerine bugün ne yarar, ne de zarar verecek güce asla sahip değilsiniz!" Ve o gün haddini bilmezlere şöyle sesleniriz: "Kendisini yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın bakayım!"

(Sebe 42)

Osman Okur Meali:

Zalimlere: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın, bugün birbirinize ne fayda ve ne de zarar verebilirsiniz" deriz.

(Sebe 42)

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

Artık bugün bazınız bazınıza ne bir fâideye ve ne de bir zarara mâlik olamaz ve zulmetmiş olanlara deriz ki: «O ateşin azabını tadınız ki, siz onu inkâr eder olmuştunuz.»

(Sebe 42)

Ömer Öngüt Meali:

Bugün birinizin diğerine bir fayda veya zarar vermeye gücü yetmez. Biz zâlimlere: "Yalanlayıp geldiğiniz ateş azabını tadın!" deriz.

(Sebe 42)

Ömer Sevinçgül Meali:

O zulmedenlere, “Tadın bakalım o yalanladığınız ateşin azabını! Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar verebilirsiniz!” deriz.

(Sebe 42)

Sadık Türkmen Meali:

Artık bugün bir kısmınızın bir kısmınıza fayda sağlamaya ve zarar vermeye gücü yetmez. Zulmedenlere: “Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!” deriz.

(Sebe 42)

Seyyid Kutub Meali:

O zaman zalimlere deriz ki; «Bu gün biribirinize ne faydalı olabilirsiniz ve ne de zarar verebilirsiniz. Vaktiyle inkâr ettiğiniz cehennem ateşinin azabını şimdi tadınız bakalım.»

(Sebe 42)

Suat Yıldırım Meali:

İşte bugün kiminiz kiminize ne fayda, ne de zarar vermeye güç yetiremezsiniz. O kafirlere de diyeceğiz ki: "Yalan saydığınız o ateş azabını tadın da yalan mıymış gerçek miymiş söyleyin bakalım!"

(Sebe 42)

Süleyman Ateş Meali:

O gün birinizin, diğerine ne bir fayda, ne de zarar vermeğe gücü yeter. Biz zulmedenlere: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!" deriz.

(Sebe 42)

Süleymaniye Vakfı Meali:

Allah diyecek ki, "bugün birinizin diğerine ne fayda sağlamaya, ne de zarar vermeye gücü yeter." Yanlış yapanlara deriz ki; "Yalan saydığınız bu ateşin azabını tadın, bakalım."

(Sebe 42)

Şeref Aziz Taha ve Kemal Çelik Meali:

Bugün birbirinize faydanız da, zararınız da olmaz. Zalimlere: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın bakalım" deriz.

(Sebe 42)

Şaban Piriş Meali:

O gün, birbirinize fayda da zarar da veremezsiniz. Zalimlere şöyle deriz: -Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!

(Sebe 42)

Talat Koçyiğit Meali:

İşte o gün, biribirinize ne fayda verebilirsiniz, ne de zarar. O zulmeden kimselere deriz ki: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın."

(Sebe 42)

Tefhimul Kuran Meali:

Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmetmekte olanlara deriz ki: «Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.»

(Sebe 42)

Ümit Şimşek Meali:

O gün birbirinize ne bir yararınız dokunur, ne bir zararınız. Zulmedenlere ise “Yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadın” buyururuz.

(Sebe 42)

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Artık o gün, birinizin diğerine yarar sağlamaya da zarar vermeye de gücü yetmez. Zulme sapanlara şöyle deriz: "O kendisini yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadın!"

(Sebe 42)