7. Araf Suresi / 198.ayet

Onları doğru yola çağırsanız da sizin çağrınızı işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar göremezler.

Bknz: (2/170)»(2/171)(7/195)(31/7)(45/7)»(45/8)

Mustafa Çavdar Meali

Araf 198 ayeti için diğer mealler.

Abdülbaki Gölpınarlı Meali:

Onları doğru yola çağırırsan dinlemezler ve görürsün ki sana bakıyorlar, fakat baktıkları halde görmezler.

(Araf 198)

Abdullah-Ahmet Akgün Meali:

(Öyle ki) Onları Hakka ve hidayete davet etseniz (veya doğru yolu görsünler ve başkalarına da göstersinler diye gayrete çağırıverseniz), sizi işitmeyeceklerdir, ve onları Sana bakar görürsün (ya), halbuki onlar görmez haldedir.

(Araf 198)

Abdullah Parlıyan Meali:

Onları hidayete çağırsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Adem Uğur Meali:

Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Ahmet Hulusi Meali:

Onları hidayet etmeleri için çağırsanız, işitmezler... Onları sana bakar sanırsın, ama görmezler!

(Araf 198)

Ahmet Tekin Meali:

Onları doğru, hak yola, Allah'ın kitap ve peygamberle gösterdiği yola çağırırsanız, teşvik ederseniz duyma kabiliyetlerini hakkı duymak için kullanmazlar. Onların sana baktıklarını, senin peygamberliğini kavradıklarını düşünüyorsun. Basiretleri olmadığı için senin peygamberliğini, tebliğ ile görevli olduğun dini kavrayamıyorlar.*

(Araf 198)

Ahmet Varol Meali

Onları doğru yola çağırsanız duymazlar. Onları sana bakıyormuş gibi görürsün ama gerçekte görmezler.

(Araf 198)

Ali Bulaç Meali:

Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile.

(Araf 198)

Ali Fikri Yavuz Meali:

Eğer müşrikleri (veya putları) doğru yola çağırırsanız, duymazlar ve onları görürsün ki, sana bakıyorlar; halbuki onlar görmezler.

(Araf 198)

Ali Rıza Sefa Meali:

Onları, yol göstermeleri için çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün; oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Ali Ünal Meali:

“Onları hayırlı bir maksada, size rehberlik yapmaya çağırsanız, onu da işitmezler, (çünkü kulaklarına söz girmez).” (Ey insan!) Onlarla karşılaştığında sana baktıklarını görür (ve gerçekten gördüklerini sanırsın). Oysa onlar (bakar ama) görmezler, hisleri ve idrakleri ölmüştür.”

(Araf 198)

Bahaeddin Sağlam Meali:

Onları doğru yola çağırsan işitmezler. Onların sana baktıklarını görüyorsun, fakat görmüyorlar.

(Araf 198)

Bayraktar Bayraklı Meali:

Onları doğru yola çağırmış olsanız, işitmezler. Onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Bekir Sadak Meali:

Onlari dogru yola cagirirsaniz duymazlar. Sana baktiklarini gorursun, oysa gormezler.

(Araf 198)

Besim Atalay Meali:

Onları doğru yola çağırırsın İşitmezler de, sana bakar görürsün, sen de onları, onlarsa görmüyorlar

(Araf 198)

Celal Yıldırım Meali:

Onları doğru yola çağırsanız duymazlar; sana bakıp (hayâsızca) durduklarını görürsün ; oysa onlar (gerçeği hiç de) görmezler.

(Araf 198)

Cemal Külünkoğlu Meali:

Eğer onları, doğru yola çağırırsanız duymazlar. Sen onların sana baktıklarını sanırsın, hâlbuki onlar görmezler.

(Araf 198)

Diyanet İşleri Eski Meali:

Onları doğru yola çağırırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün, oysa görmezler.

(Araf 198)

Diyanet İşleri Yeni Meali:

Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.

(Araf 198)

Diyanet Vakfı Meali:

Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Edip Yüksel Meali:

Onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün; fakat onlar görmezler.

(Araf 198)

Elmalılı Orjinal Meali:

siz onları doğru yolu göstermeğe çağıracak olsanız duymazlar, ve görürsün onları sana bakıb duruyorlardır da görmezler

(Araf 198)

Elmalılı Yeni Meali:

Siz onları doğru yolu göstermeye çağıracak olsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını görürsün, ama görmezler.

(Araf 198)

Erhan Aktaş Meali:

Eğer onları hidayete çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını görürsün, oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Gültekin Onan Meali:

Eğer onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün, oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Hakkı Yılmaz Meali:

Siz onları doğru yola çağırsanız da duymazlar. Ve onları sana bakar görürsün, hâlbuki onlar görmezler.”

(Araf 198)

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Meali: /

Onları hidayete çağırsanız, sizi duymazlar. Onların sana baktığını görürsün, fakat onlar görmezler.

(Araf 198)

Harun Yıldırım Meali:

Onları doğru yola çağırsanız da işitmezler, onları sana bakar görürsün, fakat onlar görmezler.

(Araf 198)

Hasan Basri Çantay:

Eğer onları doğru yolu göstermiye çağırsanız duymazlar. Onları sana bakar görürsün. Halbuki görmezler de onlar.

(Araf 198)

Hayrat Neşriyat Meali:

Hâlbuki onları (o putları) hidâyete da'vet etseniz, işitmezler! Çünki onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler!

(Araf 198)

Hubeyb Öndeş Meali: /

Onları doğru yola davet etseniz sizi duymazlar. Onları sana bakıp düşünürken görürsün, hâlbuki onlar görmüyorlar.

(Araf 198)

Hüseyin Atay Meali:

Onları doğru yola çağırsanız, duymazlar. Sana baktıklarını görürsün, oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

İbni Kesir Meali:

Onları hidayete çağırsanız; duymazlar bile. Onları sana bakar görürsün; ama görmezler ki.

(Araf 198)

İlyas Yorulmaz Meali:

(Allah dan başkalarını yardıma çağıranları) Doğru yola çağırsan, işitmezler ve seni görmedikleri halde sana baktıklarını görürsün.

(Araf 198)

İskender Ali Mihr Meali:

Ve onları eğer hidayete (Allah’a ulaşmaya) çağırırsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün ve onlar görmezler.

(Araf 198)

İsmail Hakkı Baltacıoğlu Meali:

Onları doğru yola çağırırsın, işitmezler. Sana baktıklarını görürsün, oysaki görmezler.

(Araf 198)

Kadri Çelik Meali:

“Onları hidayete çağırırsanız, duymazlar. Sana baktıklarını görürsün, oysa onlar görmezler.”

(Araf 198)

Mahmut Kısa Meali:

Ey Peygamber! Sen onları ne kadar doğru yola çağırsan da, hakîkat karşısında kör ve sağır kesilen bu insanlar çağrına kulak vermezler; sana baktıklarını sanırsın, fakat gerçekte hiçbir şey göremezler. Öyleyse:

(Araf 198)

Mehmet Ali Eroğlu Meali:

Açıkça onları doğru yola çağırsanız da sizi hiç işitmezler Resmen baktıklarını görürsün ama onlar hiç görmezler.

(Araf 198)

Mehmet Türk Meali:

“Hatta siz onları hak yola çağırsanız, sizi duyamazlar bile. Onları, sana bakar gibi görürsün, ama onlar, asla görmezler.” (de.)

(Araf 198)

Muhammed Celal Şems Meali:

Onları doğru yola çağırsanız, sizi duymazlar. Onları sana bakar gibi görürsün, fakat hiç görmezler.

(Araf 198)

Muhammed Esed Meali:

onlara yol göstermeleri için yalvarsanız, işitmezler; sana baktıklarını sanırsın, oysa görmezler."

(Araf 198)

Mustafa Cemil Kılıç Meali:

Onları doğru yola çağırdığınızda sizi işitmezler. Onları sana bakarken görürsün. Ama onlar hiçbir şey görmezler.

(Araf 198)

Mustafa Çavdar Meali:

Onları doğru yola çağırsanız da sizin çağrınızı işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar göremezler.

Bknz: (2/170)»(2/171) - (7/195) - (31/7) - (45/7)»(45/8)

(Araf 198)

Mustafa Çevik Meali:

197-198 O putlar ne doğru yolu bilir ne de gösterebilirler. Sizi duymazlar, bakıyor gibi durur ama görmezler, onların ne kendilerine ne de size bir yararı dokunmaz.

(Araf 198)

Mustafa İslamoğlu Meali:

Ve eğer yol göstersinler diye yakarsanız, sizi duymazlar bile; ve sanırsın ki sana bakıyorlar, fakat onlar görmezler."

(Araf 198)

Osman Okur Meali:

Onları hidayete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

Ve onları doğru yolu göstermeğe çağıracak olsanız duymazlar. Ve onları sana bakar görürsün, halbuki onlar göremezler.

(Araf 198)

Ömer Öngüt Meali:

Onları hidayete çağırsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını görürsün. Oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Ömer Sevinçgül Meali:

Onları doğru yola çağırsanız, işitmezler. Sana baktıklarını görürsün, ama görmezler.

(Araf 198)

Sadık Türkmen Meali:

Onları yol göstermeleri için çağırsanız duymazlar. Onları (putları-heykelleri) sana bakıyorlarmış gibi görürsün, oysa görmezler ki onlar!

(Araf 198)

Seyyid Kutub Meali:

Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler, onları sana bakar gibi görürsün, fakat görmezler.

(Araf 198)

Suat Yıldırım Meali:

Siz o müşrikleri (veya putları) doğru yola davet ederseniz işitmezler. Onların sana baktığını görürsün ama, aslında onlar görmezler.

(Araf 198)

Süleyman Ateş Meali:

Onları hidayete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

(Araf 198)

Süleymaniye Vakfı Meali:

Onları doğru yola çağırsan seni dinlemezler. Sana baktıklarını görürsün, oysa onlar göremezler.[1]

1) la yübsirun=alternatif olarak ileriyi göremezler; boş bakarlar; göremezler ifadesi anlamca havada kalıyor.

(Araf 198)

Şeref Aziz Taha ve Kemal Çelik Meali:

Onlara, doğru yolu göstermeleri için yalvarsanız, sizi duymazlar. Sana baktıklarını sanırsın, oysa görmezler.

(Araf 198)

Şaban Piriş Meali:

Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.

(Araf 198)

Talat Koçyiğit Meali:

Onları hidayete davet ederseniz, işitmezler; sana baktıklarını görürsün; fakat görmezler.

(Araf 198)

Tefhimul Kuran Meali:

Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile.

(Araf 198)

Ümit Şimşek Meali:

Onları doğru yola çağırdığınızda sizi işitmezler. Onları sana bakarken görürsün; oysa onlar birşey görmezler.

(Araf 198)

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Onları, hidayete çağırsanız, duymazlar. Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysaki, onlar görmezler.

(Araf 198)