38. Sad Suresi / 8.ayet

– Hem bu Kuran, içimizden başka kimse yokmuş gibi ona mı indirilmiş? Aslında onlar benim zikrimden şüphe etmektedirler. İşin doğrusu onlar benim azabımı henüz tatmamışlar.

Bknz: (43/31)

Mustafa Çavdar Meali

Sad 8 ayeti için diğer mealler.

Abdülbaki Gölpınarlı Meali:

Kur'an, aramızdan ona mı indirildi? Hayır, onlar, benim vahyimden şüphedeler; hayır, onlar daha tatmadılar azabımı.

(Sad 8)

Abdullah-Ahmet Akgün Meali:

(Haydi bir kitap gerekliydi diyelim, ama bu) "Zikir (Kur'an), içimizden (kala kala) Ona mı (Hz. Muhammed’e mi) indirildi?" demişlerdi. Hayır, belli ki, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedir. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmadıklarından (böyle hareket etmektelerdi).

(Sad 8)

Abdullah Parlıyan Meali:

İçimizde ilâhî uyarı O'na mı indirildi?” dediler. Hayır, onlar benim mesajıma karşı şüphe içindeler, evet onlar henüz azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Adem Uğur Meali:

Kur'an aramızdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Belki, bunlar Kur'an'ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Ahmet Hulusi Meali:

"Hem Zikir (hakikati hatırlatma), aramızdan O'na mı inzal olundu?"... Hayır! Onlar Zikrimden (hakikati hatırlatmamdan) kuşku içindeler! Hayır, onlar benim (gerçeği fark ettiren) azabımı (ölümü) henüz tatmadılar!

(Sad 8)

Ahmet Tekin Meali:

“Okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?” dediler. Aksine, onların, Muhammed'in güvenilir birisi olduğundan şüpheleri olmadığına göre, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur'ân'ın benim tarafımdan indirildiğinden bir kuşkuları var. Aslına bakarsanız, onlar benim azâbımı tatmadılar.*

(Sad 8)

Ahmet Varol Meali

"Zikir (Kitap) aramızdan ona mı indirildi." Hayır onlar benim zikrimden şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Ali Bulaç Meali:

"Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.

(Sad 8)

Ali Fikri Yavuz Meali:

O Kur'an, aramızdan O'na mı indirilmiş!” (dediler). Doğrusu o kâfirler, benim Kur'an'ımdan şübhededirler. Doğrusu onlar henüz azabımı tadmadılar.

(Sad 8)

Ali Rıza Sefa Meali:

"Öğreti, aramızdan Ona mı indirildi?" Hayır! Benim Öğretimden kuşku duydular. Hayır! Daha cezamı tatmadılar.

(Sad 8)

Ali Ünal Meali:

“Tuhaf! İçimizden (başka kimse bulunamamış da) Kitap O’na mı iniyormuş?” Hayır, hayır! (Gerçek şu ki, onların senin doğruluğun hakkında söyleyebilecekleri hiçbir şey yok.) Fakat onlar, (sırf kibir ve gururları sebebiyle) Benim Mesajım konusunda şüphe içinde bocalamaktadırlar. Gerçekte onlar, henüz (helâk şeklinde gelen) azabımı tatmadılar, (tatmadılar ki, kibirlerinden vazgeçip, gerçeği kabullensin ve itiraf etsinler).

(Sad 8)

Bahaeddin Sağlam Meali:

Aramızda neden zikir (mesaj) ona insin?” (dediler.) Fakat onlar, mesajımız hakkında tereddüt içindedirler. Daha doğrusu onlar, henüz azabımızı tatmış değiller.

(Sad 8)

Bayraktar Bayraklı Meali:

"Kur'an içimizden sadece ona mı indirildi?" Doğrusu onlar, gönderdiğimiz Kur'an hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Bekir Sadak Meali:

(6-8) Onlardan ileri gelenler: «Yuruyun, tanrilariniza baglilikta direnin, sizden istenen suphesiz budur. Son dinde de bunu isitmedik; bu ancak bir uyarmadir. Kuran, aramizda ona mi indirilmeliydi?» dediler. Hayir, bunlar Kuran'imizdan suphededirler. Hayir, azabimizi henuz tatmamislardi.

(Sad 8)

Besim Atalay Meali:

Aramızdan yalnız ona mı Kur'an gelmiş?» derler; hayır, onlar kitabımızdan şüphelidirler; hayır, onlar azabımı hiç tatmamışlardır

(Sad 8)

Celal Yıldırım Meali:

«Aramızdan ona mı Kur'ân indirildi, öyle mi ?» (diyorlardı). Hayır, onlar benim Kur'ân'ımdan tam bir şüphe içindedirler. Hayır, azabımı henüz tadmış değillerdir.

(Sad 8)

Cemal Külünkoğlu Meali:

6,7,8. Onlardan önde gelen bir grup: “Haydi yürüyün ve ilahlarınıza sımsıkı sarılmaya devam edin! Yapılacak tek şey budur! Doğrusu biz bu tevhid inancını son dinde de görmedik. Bu sırf bir uydurmadır! Ne yani! (İlahi) uyarı, içimizden bir tek ona mı indirildi?” dediler. Evet, onlar yalnız benim uyarıma karşı şüphe içindeler. Doğrusu onlar henüz benim azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Diyanet İşleri Eski Meali:

6,7,8. Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

(Sad 8)

Diyanet İşleri Yeni Meali:

(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Diyanet Vakfı Meali:

6, 7, 8. Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır. Kur'an aramızdan ona mı indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Hayır! Onlar kitabım hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.  *

(Sad 8)

Edip Yüksel Meali:

'Mesaj, neden aramızdan ona indirildi?' Aslında, onlar mesajımdan kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Elmalılı Orjinal Meali:

O zikr aramızdan ona mı indirilmiş? doğrusu onlar benim zikrimden bir kuşkulu şekk içindeler, doğrusu henüz azabımı tatmadılar

(Sad 8)

Elmalılı Yeni Meali:

O Kur'an aramızdan ona mı indirilmiş? Doğrusu onlar benim Kur'an'ımdan bir kuşkulu şüphe içindeler; doğrusu henüz azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Erhan Aktaş Meali:

Zikir[1], aramızda ona mı indirildi? Oysaki onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

1)Öğüt, vahiy.

(Sad 8)

Gültekin Onan Meali:

"Zikir (Kuran), içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır onlar henüz benim azabımı tatmamışlardır.

(Sad 8)

Hakkı Yılmaz Meali:

6-8 Ve içlerinden ileri gelenler yürüdüler: “İlâhlarınız üzerinde direnin ve sözünüzden, kararınızdan dönmeyin. Bu, gerçekten, sizden beklenen bir şeydir! Biz bunu son/başka bir dinde işitmedik, bu ancak bir uydurmadır. Öğüt/ Kitap aramızdan o'nun üzerine mi indirildi?” –Aksine onlar Benim öğüdümden/ Kur’ân'dan yetersiz bilgi içindeler, aksine onlar henüz azabımı tatmadılar.–

(Sad 8)

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Meali: /

“Kur’ân, aramızdan ona mı indi?” (Hayır, öyle değil!) İşin aslı onlar, benim Kitabım’dan şüphe içindelerdir. Daha doğrusu ise, henüz azabımı tatmamışlardır.

(Sad 8)

Harun Yıldırım Meali:

Kur'an aramızdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Belki, bunlar Kur'an'ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Hasan Basri Çantay:

"O Kur'an, aramızdan ona mı indirilmiş"?! Hayır, onlar benim vahyimden şübhededirler. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Hayrat Neşriyat Meali:

6,7,8. Onların ileri gelenleri ise: “Yürüyün ve ilâhlarınızın üzerine sabredin (onlara bağlı kalın); çünki bu, elbette (sizden) istenen şeydir. (Biz) bunu (bize anlatılan tevhid inancını) son dinde (Îsâ'nın dîninde de) işitmedik. Bu, uydurmadan başka birşey değildir! Zikir (Kur'ân) aramızdan (ine ine) ona mı indirildi?” diye kalkıp gittiler. Hayır! Onlar benim zikrimden (Kur'ân'ımdan) şübhe içindedirler. Hayır! (Onlar) benim azâbımı henüz tatmadılar!

(Sad 8)

Hubeyb Öndeş Meali: /

(6-8) Onlardan seçkinler "Yürüyün ve Tanrılarınız üzerinde sabır edin. Gerçekten bu, mutlaka istenilen bir şeydir. Bunu, son-diğer dini görüşte işitmedik. Bu, ancak uydurmadır. Hatırlatma (zikir) aramızdan sadece ona mı indirilmiş?" diye (ortaya) atıldı. Hayır! Onlar, benim hatırlatmamdan yana şek [kararsızlık] içindedir. Hayır! Onlar azabımı henüz tatmadı.

(Sad 8)

Hüseyin Atay Meali:

6-8 Onların ileri gelenleri, "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, doğrusu sizden istenen budur. Sonraki dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Hatırlatıcı aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar hatırlatmamdan şüphededirler ve azabımı da henüz tadmamışlardır.

(Sad 8)

İbni Kesir Meali:

Aramızdan zikir ona mı indirilmiştir? Hayır, onlar zikrimden şüphededirler. Hayır, onlar henüz azabımı tatmamışlardı.

(Sad 8)

İlyas Yorulmaz Meali:

Sonra “Zikir (Kur'an), aramızdan ona mı indirilmesi gerekiyordu? dediler. Hayır, onlar benim öğüdümden şüphe içerisindeler. Ayrıca henüz azabımı da tatmadılar.

(Sad 8)

İskender Ali Mihr Meali:

Zikir, bizim aramızda ona mı indirildi? Hayır, onlar Benim Zikrim’den şüphe içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

İsmail Hakkı Baltacıoğlu Meali:

Kuran bizim aramızda yalnız ona mı bildirildi?» diyorlar, besbelli ki onlar Benim Kitap'ıma karşı şüphe içindedirler. Besbelli ki onlar Benim azabımı henüz tatmamışlardır.

(Sad 8)

Kadri Çelik Meali:

“Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?” Hayır, onlar benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz benim azabımı tatmamışlardır.

(Sad 8)

Mahmut Kısa Meali:

“Haydi Allah bir kitap gönderdi diyelim; peki bu uyarı, aramızdan yalnızca ve özellikle ona mı indirildi? İçimizde Muhammed’den daha zengin, daha güçlü ve daha akıllı adam yok muydu? Allah madem emirlerine uymamızı istiyor, neden hepimize ayrı ayrı melek göndermiyor?” Hayır; onlar aslında, Benim uyarım olan Kur’an’dan yana şüphe içindeler! Daha doğrusu onlar, Benim azâbımı henüz tatmadılar! Bu yüzden küstahça başkaldırıyorlar!

(Sad 8)

Mehmet Ali Eroğlu Meali:

Aramızdan Kur'an ona mı indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Hayır, onlar şüphe içindedirler. Doğrusu onlar kitabım hakkında şüphe duymaktadırlar. Hayır daha onlar azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Mehmet Türk Meali:

7,8. (Ve devamla): “Biz böyle bir şeyi daha önceki hiç bir dinde1 duymadık. Bu, tamamen uydurmadan başka bir şey değildir.2 Hem bu zikir içimizden (başka kimse kalmadı da) ona mı indirildi?” dediler. Doğrusu, onlar esas benim zikrim (olan Kur’an’dan) şüphe ediyorlar ve onlar henüz Benim azabımı tatmadılar.*

(Sad 8)

Muhammed Celal Şems Meali:

“Aramızdan, (yalnız) ona mı zikir indirildi?” Aslında onlar, Benim zikrimden şüphe etmekteler. Oysa kendileri azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Muhammed Esed Meali:

Ne yani! (İlahi) uyarı, içimizden bir tek o'na mı indirildi?" Evet, onlar yalnız Benim uyarıma karşı şüphe içindeler. Evet, onlar henüz Benim azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Mustafa Çavdar Meali:

– Hem bu Kuran, içimizden başka kimse yokmuş gibi ona mı indirilmiş? Aslında onlar benim zikrimden şüphe etmektedirler. İşin doğrusu onlar benim azabımı henüz tatmamışlar.

Bknz: (43/31)

(Sad 8)

Mustafa Çevik Meali:

7-8 Sonra da, “Ne yani, içimizde peygamberlik verilecek başka biri yok muydu da ona verildi? Bunu düpedüz kendisi uyduruyor!” denemeye başladılar. Onların asıl amaçları yalnızca Allah’ın ilah kabul edildiği bir hayat nizamını reddetmektir. Onlar kendilerinden öncekilerin başlarına gelen azabı düşünmeden, bir bilgiye ve delile de dayanmadan konuşup duruyorlar.

(Sad 8)

Mustafa İslamoğlu Meali:

ne yani, aramızdan ilahi mesajın indirileceği bir o mu kaldı?" Ama hayır, onlar asıl Benim uyarıma karşı şüpheyle yaklaşıyorlar; dahası, belli ki onlar henüz azabımı tatmamışlar.

(Sad 8)

Osman Okur Meali:

'Zikir (Hatırlatma yapan Kuran), içimizden ona mı indirildi?' Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.

(Sad 8)

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

«O Kur'an, bizim aramızda O'nun üzerine mi indirilmiştir?» (dediler). Hayır. O münkirler Benim vahyimden tereddütler içindedirler. Hayır. Azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Ömer Öngüt Meali:

"Aramızda zikir ona mı indirilmiştir?" (dediler). Hayır! Doğrusu onlar benim zikrimden şüphe içindedirler. Hayır! Onlar azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Ömer Sevinçgül Meali:

“Kur’an aramızda ona mı indirildi!” Doğrusu, bunlar Kitabımdan kuşku duyuyorlar. Benim azabımı henüz tatmadılar da ondan!

(Sad 8)

Sadık Türkmen Meali:

Kur’an/zikir/öğüt aramızdan ona mı indirildi?” Doğrusu onlar, öğüdümden/zikrimden/Kur’an’dan kuşku duymaktadırlar. Hayır, onlar henüz azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Seyyid Kutub Meali:

Kur'an, aramızda O'na mı indirilmeliydi?» dediler. Doğrusu bunlar Kur'an hakkında şüphe içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tadmadılar.»

(Sad 8)

Suat Yıldırım Meali:

"Biz bu kadar eşraf dururken, kitap gönderilecek bir o mu kalmış!" Hayır, hayır! Onlar Benim buyruklarım hakkında tam bir şüphe içindedirler, doğrusu onlar azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Süleyman Ateş Meali:

"O Zikr (uyarı, başka kimse kalmadı da) aramızdan ona mı indirildi?" Doğrusu, onlar benim Zikr'imden yana şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tadmadılar!..

(Sad 8)

Süleymaniye Vakfı Meali:

"Bu bilgi aramızdan ona mı indirildi?" derler. Aslında bunların benim bilgimden şüpheleri var. Yok yok... Henüz azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Şeref Aziz Taha ve Kemal Çelik Meali:

(7-8) "Diğer dinlerin hiçbirinde böyle bir şey duymadık. Bunlar uydurmadan başka birşey değildir. İlahî uyarı aramızdan sadece ona mı indirilmiş?" Onlar Benim uyarımdan kuşku duydular, ama henüz azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Şaban Piriş Meali:

Kur'an, aramızdan ona mı indirilmiş? Hayır, onlar zikrimden şüphe ediyorlar. Çünkü henüz azabımı tatmadılar!

(Sad 8)

Talat Koçyiğit Meali:

"Kur'ân, aramızdan Muhammed'e mi indirilmeliydi"? Hayır; görülüyor ki onlar Kur'ân'ımdan şüphe içindedirler; çünkü azabımı henüz tadmamışlardır.

(Sad 8)

Tefhimul Kuran Meali:

«Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?» Hayır, onlar benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz benim azabımı tatmamışlardır.

(Sad 8)

Ümit Şimşek Meali:

“Aramızdan ona mı kitap inmiş?” Doğrusu onlar Benim kitabımdan kuşku içindeler. Fakat henüz azabımı tatmadılar.

(Sad 8)

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Öğüt ve uyarı, içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden/Kur'an'ımdan kuşkulandılar. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.

(Sad 8)

Rashad Khalifa Meali:

"Why did the proof come down to him, instead of us?" Indeed, they are doubtful of My proof. Indeed, they have not yet tasted My retribution.

(Sad 8)