38. Sad Suresi / 18.ayet

Emrimize boyun eğdirdiğimiz dağlar Davut ile beraber sabah ve akşam bizim yüceliğimizi dile getirirlerdi.

Bknz: (16/48)(17/44)

Mustafa Çavdar Meali

Sad 18 ayeti için diğer mealler.

Abdülbaki Gölpınarlı Meali:

Şüphe.yok ki biz, dağları ram etmiştik ona, akşam ve kuşluk çağlarında, onunla beraber Rabbi tenzih ederlerdi.

(Sad 18)

Abdullah-Ahmet Akgün Meali:

Doğrusu Biz dağlara (ve madenlere Davut için) boyun eğdirdik, (ki bunlar) akşam ve sabah kendisiyle birlikte tesbih edip (Allah’ı anmaktalardı, demircilik ve maden işlemeciliği konusunda yardımcı olunmaktaydı).

(Sad 18)

Abdullah Parlıyan Meali:

Ve bunun için her sabah ve akşam sınırsız kudret ve egemenliğimizi anarken, dağlar da O'na eşlik ederlerdi.

(Sad 18)

Adem Uğur Meali:

Biz, dağları onun emrine vermiştik. Akşam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Ahmet Hulusi Meali:

Doğrusu biz, akşam ve Güneş doğduğu vakit tespih eder (işlevlerini yerine getirir) halde, dağları (benlik sahiplerini) Ona boyun eğdirdik.

(Sad 18)

Ahmet Tekin Meali:

Biz, güneş batarken ve güneş doğarken onunla birlikte tesbih eden, namaz kılan, ibadet eden dağları da, kurduğumuz düzene boyun eğdirdik.

(Sad 18)

Ahmet Varol Meali

Biz dağları onun buyruğuna verdik; akşam ve sabah onunla tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Ali Bulaç Meali:

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Ali Fikri Yavuz Meali:

Gerçekten biz, dağları onun emrine bağlı kıldık da, akşamleyin ve kuşluk vakti onunla beraber tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Ali Rıza Sefa Meali:

Kuşkusuz, Biz, dağlara boyun eğdirdik. Onunla birlikte, akşamsabah yüceltirlerdi.

(Sad 18)

Ali Ünal Meali:

Dağları emrimize boyun eğdirdik de, akşam vakitlerinde ve sabah işrak zamanı onunla birlikte Allah’ı tesbih ederlerdi;

(Sad 18)

Bahaeddin Sağlam Meali:

Biz dağları ona musahahar kıldık. Sabah-akşam onunla beraber Allah’ı tesbih ediyorlardı.

(Sad 18)

Bayraktar Bayraklı Meali:

Doğrusu biz, dağları Davud'un emrine vermiştik. Gece-gündüz onunla birlikte Allah'ı anmaktadırlar.

(Sad 18)

Bekir Sadak Meali:

(18-19) Dogrusu Biz, aksam sabah onunla beraber tesbih eden daglari, kuslari da toplu halde onun buyrugu altina vermistik. Herbiri ona yonelmekteydi.

(Sad 18)

Besim Atalay Meali:

Biz dağları itaat ettirdik ona; birleşerek akşam sabah tespih ederlerdi

(Sad 18)

Celal Yıldırım Meali:

Kuşları da toplu halde Ona emrine verdik; akşam sabah onunla beraber tesbîh ederlerdi.

(Sad 18)

Cemal Külünkoğlu Meali:

Biz dağları onun emrine vermiştik. Akşam ve sabah vakti onunla birlikte tesbih ederlerdi. *

(Sad 18)

Diyanet İşleri Eski Meali:

18,19. Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.

(Sad 18)

Diyanet İşleri Yeni Meali:

(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

(Sad 18)

Diyanet Vakfı Meali:

18, 19. Doğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi O'na yönelmiştir.  *

(Sad 18)

Edip Yüksel Meali:

Dağları onun emrine vermiştik; onunla birlikte akşamleyin ve tan doğumu (Tanrı'yı) yüceltirlerdi.

(Sad 18)

Elmalılı Orjinal Meali:

Çünkü biz onun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık: tesbih ederlerdi akşamleyin ve işrak vaktı

(Sad 18)

Elmalılı Yeni Meali:

Biz dağları onun emrine vermiştik, akşam ve işrak vakti onunla birlikte tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Erhan Aktaş Meali:

Dağları emrine amade kıldık. Akşamdan gündoğumuna[1] onunla birlikte tesbih[2] ederlerdi.

1)Her zaman, sürekli, bütün bir gün boyu.
2)Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcı'nın tüm nitelikleriyle tanınması ve dillendirilmesi, tanıtılması demektir. Dağların, Allah'ı tesbih etmeleri demek; Allah'ın yaradılışlarına koyduğu yasalara bağlılık içinde, varlık amaçlarına uygun bir hal içinde bulunmaları demektir. Bu bağlamda, evrende olan tüm canlı ve cansız varlıklar Allah'ı tesbih etmektedirler. Hal diliyle ortaya konan bu gerçeklik, aslında Allah'ın tüm nitelikleri ile tanınması, tanıtılmasını ifade etmektedir.

(Sad 18)

Gültekin Onan Meali:

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Tanrı'yı) tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Hakkı Yılmaz Meali:

Gerçekten Biz, dağlara boyun eğdirdik/yapısal olarak insanların yararına kullanılacak biçimde yarattık. Her zaman kendisiyle birlikte Allah'ı noksanlıklardan arındırırlardı.

(Sad 18)

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Meali: /

Biz dağları onun emrine verdik, sabah ve akşam onunla beraber tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Harun Yıldırım Meali:

Biz, dağları onun emrine vermiştik.Akşam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Hasan Basri Çantay:

Gerçek biz dağları (kendisine) müsahhar kıldık ki bunlar akşamlayın ve kuşluk vakti onunla birlikde durmayıb tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Hayrat Neşriyat Meali:

Gerçekten biz, dağları (ona) boyun eğdirdik, akşam sabah onunla berâber tesbîh ederlerdi.

(Sad 18)

Hubeyb Öndeş Meali: /

(18-19) Gerçekten biz, onunla birlikte akşam ve sabahlama (vaktinde) tenzih eden dağları ve bir araya toplanmış kuşları hizmete sunduk. Her biri, ona (Allah'a) çokça dönendir.

(Sad 18)

Hüseyin Atay Meali:

18-19 Doğrusu, Biz, akşam sabah onunla beraber dağların, toplu olarak kuşların yasalara göre davranmalarını sağladık. Her biri Ona yönelir.

(Sad 18)

İbni Kesir Meali:

Biz, gerçekten dağları onun buyruğuna vermiştik. Sabah ve akşam tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

İlyas Yorulmaz Meali:

Akşam sabah Rablerini onunla beraber tesbih eden dağları, Davut'un emrine verdik.

(Sad 18)

İskender Ali Mihr Meali:

Muhakkak ki Biz, dağları ona musahhar (emrine amade) kıldık. İşrak vakti ve akşam vakti onunla beraber tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

İsmail Hakkı Baltacıoğlu Meali:

İşte Biz dağlara Davut için boyun eğdirdik, bu dağlar akşam güneş batarken, doğarken Allah'ı onunla birlikte ulularlardı.

(Sad 18)

Kadri Çelik Meali:

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah onlar kendisiyle (Davud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Mahmut Kısa Meali:

Davud, ruhları okşayan o tatlı sesiyle Zebur’dan ayetler okurken, bu içli nağmelerle perde perde yankılanıp çınlayan dağları taşları ona eşlik ettirmiştik; hepsi birlikte, sabah akşam Allah’ın sınırsız kudret ve yüceliğini terennüm ederlerdi.

(Sad 18)

Mehmet Ali Eroğlu Meali:

Akşam ve sabah kendi haliyle Allah'ı tesbih ederdi. Şüphesiz dağları boyun eğdirmişizdir.

(Sad 18)

Mehmet Türk Meali:

18,19. Doğrusu biz dağları ve toplanıp gelen kuşları, akşam ve kuşluk vakti1 onun ile birlikte (Allah’ı) tesbih etsinler diye o (Dâvût)’a boyun eğdirdik. Hepsi birlikte (Allah’ı) bolca tesbih ederlerdi.*

(Sad 18)

Muhammed Celal Şems Meali:

Şüphesiz Biz, dağlarda (yaşayan insanları) kendisine tâbi kıldık. Onlar çökmekte olan akşam ve ağarmakta olan sabah vaktinde (hep) tespih ederlerdi. (Bknz. 21:79, 34:10)

(Sad 18)

Muhammed Esed Meali:

(ve bunun için,) her sabah ve her akşam sınırsız kudret ve egemenliğimizi anarken dağları o'na eşlik ettirirdik,

(Sad 18)

Mustafa Çavdar Meali:

Emrimize boyun eğdirdiğimiz dağlar Davut ile beraber sabah ve akşam bizim yüceliğimizi dile getirirlerdi.

Bknz: (16/48) - (17/44)

(Sad 18)

Mustafa Çevik Meali:

18-19 Davud, Allah’a teslimiyet konusunda yaratılışındaki sebebe dağlar gibi teslim olur, sapasağlam durur. Kuşlar gibi de yaratılışının sebebine uygun hareket eder ve sabah akşam Allah’ın sınırsız kudretini, kâinattaki nizamını, hükümranlığının mükemmelliğini düşünüp O’na yürekten itaat ederdi.

(Sad 18)

Mustafa İslamoğlu Meali:

İşte bu yüzden, her sabah ve her akşam, onunla birlikte emrimize amade kıldığımız dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirirdi;

(Sad 18)

Osman Okur Meali:

Biz dağları onunla beraber (tesbih etmeleri için) boyun eğdirmiştik; akşam sabah onunla tesbih ederler (onun yaptığı tesbihle çınlarlar) dı.

(Sad 18)

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

Muhakkak ki, dağları musahhar kıldık, O'nunla beraber akşamleyin ve kuşluk vakti tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Ömer Öngüt Meali:

Biz dağları onun emrine vermiştik. Sabah akşam onunla beraber tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Ömer Sevinçgül Meali:

Dağları onun emrine vermiştik, sabah akşam ‘onunla birlikte’ tesbih ederlerdi ‘Allah’ı anarlardı’.

(Sad 18)

Sadık Türkmen Meali:

Biz dağları emri altına vermiştik, akşam ve kuşluk vakti onunla birlikte (Allah’ı) anarlardı.

(Sad 18)

Seyyid Kutub Meali:

Biz dağları onun emrine verdik. Sabah akşam onunla beraber tesbih ederler.

(Sad 18)

Suat Yıldırım Meali:

(18-19) Biz sabah akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları, toplu haldeki kuşları onun hizmetine vermiştik. Her biri onun ahengine katılır, beraber zikrederlerdi.

(Sad 18)

Süleyman Ateş Meali:

Biz dağları onunla beraber (tesbih etmeleri için) boyun eğdirmiştik; akşam sabah onunla tesbih ederler (onun yaptığı tesbihle çınlarlar)dı.

(Sad 18)

Süleymaniye Vakfı Meali:

Akşamleyin ve kuşluk[1] vaktinde onunla birlikte ibadet eden dağları, hizmetine vermiştik.

1)Güneş ışıklarının yeryüzüne yayıldığı kuşluk vakti (Lisan'ul-Arab). Bu vakitte kılınan namaza salatu'd-duha veya salatü'l-işrak denir. Türkçede ona kuşluk namazı denir. (Bkz. Taberi, Tefsir, 21/169).

(Sad 18)

Şeref Aziz Taha ve Kemal Çelik Meali:

(18-19) Sabah akşam yüceliğimizi anarken dağları ve kuşları da ona eşlik ettirirdik. Hepsi Bizim koyduğumuz yasaya boyun eğerdi.

(Sad 18)

Şaban Piriş Meali:

Biz, dağları ona boyun eğdirmiştik. Akşam sabah onunla tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Talat Koçyiğit Meali:

18-19 Biz dağları ve topluca kuşları emre âmâde kılmıştık da, onunla beraber sabah akşam tesbih ederlerdi. Hepsi de ona itaat ediyorlardı.

(Sad 18)

Tefhimul Kuran Meali:

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah onlar kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Ümit Şimşek Meali:

Dağları Biz onun emrine verdik ki, akşam sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi.

(Sad 18)

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık: Akşam sabah birlikte tespih ederlerdi.

(Sad 18)

Rashad Khalifa Meali:

We committed the mountains in his service, glorifying with him night and day.

(Sad 18)