İşte bunlar mutlak doğru bilgiler ve öğütler içeren kitabın/Kuran'ın ayetleridir.

Kulluk görevini en iyi şekilde yerine getirmek isteyenler için doğru yol kılavuzu ve bir rahmettir.

Onlar ki, namazı kılarlar, zekâtı verirler ve bunlardır ahirete şeksiz şüphesiz inananlar.

İşte bunlar, Rabblerinin gösterdiği doğru yol üzerindedirler, işte bunlardır kurtuluşa erecek olanlar.

Ama insanlardan öyleleri de var ki, bilgisizce başkalarını Allah yolundan saptırmak ve ayetleri geçersiz kılmak için bir takım boş hadisleri öne sürerler. İşte böylelerine perişan ve zelil edici bir azap vardır.

Böyle birine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki kulaklarında kurşun varmış da hiç işitmemiş gibi küstahça yüz çevirir. İşte böylesini can yakıcı bir azapla uyar.

İman edip de imanına yaraşır güzel işler yapanlara gelince; bunlar için nimetlerle dolu cennetler vardır.

Üstelik bunlar orada kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. Zira O, mutlak üstün olan ve her hükmü doğru olandır.

O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yaratan ve sarsılırsınız diye yeryüzünde kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştiren ve orada her türlü canlı varlığın üreyip çoğalmasını sağlayan Allah'tır. Biz gökten su indirerek onunla her türden güzel bitkilerin çift çift yeşermesini sağladık.

İşte bu, Allah'ın yaratmasıdır. Onun berisinde olanlar neler yaratmışlar bana gösterin! Hayır! Gösteremezler o halde Allah'a ortak koşanlar apaçık bir sapkınlık içindeler.

Andolsun ki biz Lokman'a şu hikmeti vahyetmiştik: "Her daim Allah'a şükret! Zira kim şükrederse ancak kendi iyiliği için şükretmiş olur, kim de nankörlük ederse iyi bilsin ki Allah hiç kimsenin şükrüne muhtaç olmayan ve her türlü övgüye layık olandır."

Lokman da, oğluna bu hikmetle öğüt vererek demişti ki: - Yavrucuğum, sakın Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırma! Çünkü bu tür ilahlaştırma/şirk çok korkunç bir zulümdür.

Biz insana anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Zira annesi onu nice zahmetlere katlanarak karnında taşıdı ve onun sütten kesilmesi de iki yılı buldu. Bunun için bize de anana babana da şükret unutma ki sonunda dönüş banadır!

Eğer, hiç bir delile sahip olmadığın birtakım şeyleri bana ortak koşman konusunda seni zorlarlarsa sakın onlara itaat etme! Ama yine de şu dünya hayatında onlarla iyi geçin, Daima gönülden bana yönelenlerin yolunu tut zira sonunda dönüşünüz bana olacak ben de size yaptıklarınızı bir bir haber vereceğim.

- Yavrucuğum, yaptığın bir iyilik veya kötülük bir hardal tanesi ağırlığınca bile olsa, üstelik bir kayanın içinde saklı olsa veya göklerin ve yerin derinliklerinde kaybolsa Allah onu ortaya çıkarır. Zira Allah ilmiyle her şeye nüfuz eden ve her şeyden haberdar olandır.

- Yavrucuğum, namazı kıl, iyiliği emret, kötülüğe engel ol, başına gelen sıkıntılara göğüs ger. Çünkü bunlar, kararlılık ve direnç isteyen işlerdir.

- İnsanlara karşı kibirlenip onlardan yüz çevirme, yeryüzünde çalım satarak yürüme! Çünkü Allah, kendini beğenmiş kibirlileri sevmez.

- Yürüyüşünde mütevazı, davranışlarında hep ölçülü ol. Konuşurken de sesini yükseltme! Çünkü seslerin en çirkini eşeğin sesidir.

Allah'ın göklerde ve yerdeki her şeyi sizin hizmetinize sunduğunu ve sizi görünür görünmez onca nimetin içinde yüzdürdüğünü görmez misiniz? Ama insanlardan öyleleri de var ki herhangi bir bilgiye, ilahi bir kılavuza ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında ileri geri konuşup tartışırlar.

Böylelerine: - Allah'ın indirdiği kitaba/Kur'an'a uyun, denilince: - Hayır, biz, atalarımızdan ne gördüysek ona uyarız, derler. Peki ya şeytan atalarını cehennem azabına çağırmışsa?

Her kim ihlâs ve samimiyetle özünü Allah'a teslim ederse sağlam bir kulpa yapışmış olur, unutmayın ki bütün işler önünde sonunda Allah'a varır.

Ama kim de gerçekleri örtbas ederse artık onun küfrü seni üzmesin. Nihayetinde onların dönüşü bana olacaktır ben de onlara neler yaptıklarını bir bir haber vereceğim Zira Allah kalplerdeki en mahrem sırları bilendir.

Biz o nankörleri dünya nimetlerinden biraz faydalandırır sonra da onları çok ağır bir azaba uğratırız.

Eğer sen onlara: - Gökleri ve yeri kim yarattı? Diye soracak olsan. Kesinlikle "Allah'tır" derler. Sen de de ki: - Hamdolsun Allah'a Fakat buna rağmen onların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.

Zira göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Şüphesiz ki Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan ve övgülerin tümüne layık olandır.

Eğer yeryüzünün bütün ağaçları kalem olsa denizleri de mürekkep olsa, hatta bunlara yedi deniz daha eklense, yine de Allah'ın kelimeleri/sözleri yazmakla tükenmezdi. Nitekim Allah her işinde mükemmel olan ve her hükmü doğru olandır.

Hepinizin yaratılması da diriltilmesi de Allah için tek bir kişiyi yaratmak ve diriltmek kadar kolaydır. Kuşkusuz Allah, her şeyi işitendir ve her şeyi görendir.

Allah'ın geceyi kısaltıp gündüze, gündüzü de kısaltıp geceye kattığını, her biri belirli bir süreye kadar kendi yörüngesinde akıp giden güneşi ve ayı sizin istifadenize sunduğunu ve Allah'ın sizin her yaptığınızdan haberdar olduğunu hiç görmüyor musunuz?

İşte bu, Allah'ın mutlak hakikatin ta kendisi olduğu, onların peşi sıra dua ile yalvardıklarının da batıl olduğu ve Allah'ın yüceler yücesi ve tek büyük olduğu gerçeğindendir.

Yine belgelerini sizin gözünüzün önüne sermek için Allah'ın nimeti (Koyduğu yasa) sayesinde denizde gemilerin süzülüp gittiğini görmez misin? İşte bunda sıkıntılara çokça direnen ve nimetlerin hakkını verenler için alınacak nice mesajlar vardır.

Her biri dağ gibi dalgalar onları dört bir yandan sardığında, şirkten arınarak yalnız Allah'a yalvarıp yakarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca da onlardan bir kısmı tevhit ile şirk arası bir yol tutar zaten bizim ayetlerimizi dönek ve nankörlerden başkası bile bile inkâr etmez.

Öyleyse ey insanlar, Rabbinize karşı gelmekten sakının ve ne evladın babaya ne de babanın evladına herhangi bir fayda sağlayamayacağı o günün dehşetinden korkun! Bilesiniz ki Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir, o halde şu geçici dünya hayatı sizi aldatmasın. Bir de o çok aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın!

İyi bilin ki son saatin bilgisi yalnızca O'nun katındadır. Yağmuru yağdıran O'dur. Anne karnındaki ceninlerin durumunu bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını ve başına ne geleceğini bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilmez. Şüphesiz ki Allah'tır her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.