Andolsun, birbiri ardınca gönderilen elçilere.

Hak ile batılını arasını ayırdıkça ayıranlara.

Ardından bu ilahi mesajı/kuran ı insanlara ulaştıranlara.

Mazereti/Müjdeyi veya uyarıyı/tehdidi ulaştıranlara.

Size vaat edilen kıyamet mutlaka gerçekleşecektir.

Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman.

Bütün elçiler tanıklık için bir araya toplandığı zaman.

Bu uyarıları yalanlayanların o gün, vay haline!

Daha sonra gelen sizin gibi kâfirleri de bu kervana katarız.

Bu uyarıları yalanlayanların o gün vay haline!

Bütün bunları biz düzenleyip takdir ettik. Ne muhteşemdir bizim takdir ve düzenimiz.

Biz yeryüzünü yurt/toplanma alanı yapmadık mı?

Orada yüksek dağlar yerleştirip, oradan size tatlı sular içirmedik mi?

Haydi artık yalanlayıp durduğunuz şu azaba doğru yürüyün bakalım.

Yürüyün bakalım şu üç kola ayrılmış karaltıya doğru!

O bir gölgelik değildir sizi alevlerden koruyamaz.

Bilakis o hurma kütüğü gibi kıvılcımlar saçar.

Onların her biri hoplayan sarı develer gibidir.

O gün yalanlayanların konuşamayacakları bir gündür.

Onlara mazeret beyan etmek için bile izin verilmez.

İşte bu, yargı ve hüküm günüdür. Bakın sizi ve önceki kâfirleri de bir araya topladık.

Haydi azaptan kurtulmak için bir planınız varsa hemen uygulayın da görelim!

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise gölgeler ve pınar başlarında olacaklar.

Dünyada yapıp ettiklerinize karşılık yiyin, için afiyet olsun.

Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

Bir süre daha dünya nimetlerinden faydalanın sefanızı sürün bakalım. İyi bilin ki siz suçlusunuz!

Bu uyarıları yalanlayanların o gün vay haline!

- Onlara gelin Allah'a boyun eğin, denildiği zaman buna yanaşmıyorlardı.

Bu uyarıları yalanlayanların o gün vay haline!

Peki onlar bu Kur'an'a inanmayacaklar da bundan sonra hangi hadis e inanacaklar?